cepdersdin konular sorular üniversiteye hazırlık

2016-2017 üniversiteye hazırlık amaçlı ders işleme çalışması

12.Sınıf 1.Sınav
1.Ünite: Dünya hayatı ve ahiret
2.Ünite: Tövbe ve bağışlama

Konu-1 Kur’an’a göre hayatın-Yaratılışın temel amacı nedir?

1-Allah’ın ilim irade kudret ve isimleriyle sanat eserlerini göstermek istemesi. Her varlık yeteneklerini niteliklerini göstermek ister.

İnsanın kendine sorması gereken üç soru: Nereden geliyorum, nereye gidiyorum, burada işim ne? (Benden ne isteniyor)

2-Ayet: “İnsanları ve cinleri beni tanısınlar ve kulluk etsinler diye yarattım” Zariyat/56

3-Ayet: “Hanginizin daha güzel işler yapma çabasına gireceğini belirlemek için ölümü ve hayatı yarattı” Mülk/2

Soru-1 Yukarıda belirtilen yaratılış ilkeleri hangi cümlede gerçek ifadesini bulmaktadır?

A Hayat Yaratıcının güçlerini gösterdiği sınırsız bir olgudur
B Yaratıcı hayatın yönetimini insana devretmiştir
C İnsan hayatıyla hayat veren arasındaki koordinasyonu sağlamakla yükümlüdür
D Bir yaratıcı fikri belirlemekle insan hayat amacına ulaşmış olmaktadır

Konu-2 Kur’an hayattaki amaçsızlık anlayışına hangi cümlelerle dikkat çeker?

1-Ayet: “Biz göğü yeri ve arasındakileri abes-boş yere yaratmadık” Sa’d/27
2-Ayet: ““Biz göğü yeri ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık” Enbiya/16
3-Ayet: “İnsan, başıboş bırakılacağını mı zannediyor” Kıyame/36
4-Ayet: “Yeri göğü ve arasındakileri oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık” Enbiya/16, Duhan/38, Ankebut/64
5-Ayet: “Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olma isteğinden ibarettir. Dünya hayatı aldatıcı bir tadımlıktan başka bir şey değildir.” Hadid/20

(Su boğar, Ateş yakar, elektrik ve yer çekimi çarpar! diyene “Şaka yapıyorsun!..” denir mi? Karınca arı böcek amaçlı, ya sultan varlık insan?)

Soru-2 Kur’an’a göre hangi ifade hayata bir amaç yüklemede isabetli bir yaklaşımdır?

A İnsan hayattan her tadı özgürce alabileceği donanımda yaratılmıştır
B Hayat anlamsız olmadığı gibi amacından saptıracak olaylarla doludur
C Mal evlat eğlence dünya mutluğu için her insanın vazgeçilmez gereksinimleridir
D Bütün varlıklar insanın dünyada nimetlerle doyması için koşturmaktadır

Konu-3 Evren ve varlık açısından hayatın amaçsız olmadığı nasıl anlaşılır?

1-Varlıktaki programlama, düzen uyum güzellik ve onca masraf boşa mı
2-Bütün varlıkların insan odaklı, ona hizmet için hazırlanması boşuna mı
3-Her ihtiyacımız, peşin, karşılık alınmadan, karşılıksız bırakılmadan ve zamanında en uygun şekilde veriliyor.

(Galeride ressam müzisyen, ihtiyaçları karşılayan zengin vb nasıl tanımlanır)

Ayet: “Verdiğimiz rızıklardan temiz olanı yiyin, eğer yalnız Allah’a kulluk yapıyorsanız “Ona şükredin”

4-ANLAM-AMAÇ YOKSA MUTLULUK YOKTUR. Eğitimde, aşkta evlilikte, iş kurmada, makamda amaç-hedef yoksa! Ya Ölüm sonrası için bir amaç yoksa!

SONA EREN ŞEYDE MUTLULUK YOKTUR. Çünkü insan sonsuz AMAÇLIDIR.

Başı sonu sonsuz, arasında sıkışan sonlu insan, fani dünyada nasıl mutlu olacak!

Soru-3 Hangisi hayatımıza ebedi bir amaç belirleme konusunda bize yardımcı olmaz?

A Doğa ve varlıklardaki belli süreçteki düzenli ve yararlı işleyiş
B Doğanın ve her canlının insana hizmet için sürekli çalışması
C Her ihtiyacımızın sınırsızca zamanında bize ulaştırılması
D Maddi ihtiyaçlarımızın, duygu ve isteklerimizin yaşamdaki engellenemez öncelikleri E Dünyada her işimizde bir planlamanın ve amaç belirlemenin yaşanıyor olması

Konu-4 Ahirete iman, dünya hayatına nasıl bir anlam ve amaç kazandırır?

1-Ahirete iman insanı sahipsizlikten yokluk bunalımından kurtarır. Ruhsal anlam ve değerini bulur. Yüksek moral ve motivasyona ulaşır. Güçlenir güçlü durur. Sonsuz amaçla zirvelerde dolaşır.

2-İyiliklere yönelir kötülüklerden uzak kalır. Suçlar azalır. Aile ve toplum olarak da huzur olur. İnsan enerjisi gelişme ve refah konusuna yoğunlaşır.

3- İyilik ya da kötülük seçenekleri ile yaşarız. Yaptıklarımızdan ve yapmadıklarımızdan sorumluyuz, sorgulanacağız. Allah’ın ve Peygamberimizin emirlerini yerine getirmek sevap ve ödül kazandırırken, emirlerini yapmamak ya da yasaklananları işlemek de günah ve ceza getirebilecektir.

Ayet: “Yaptıklarınızdan mutlaka sorguya çekileceksiniz” Nahl/93

Ayet: “Kim zerre kadar bir hayır işlerse onun mükafatını görecek. Kim de zerre kadar bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir.” Zilzal/7-8 (Tövbe ve günah lekelerinden temizlenme işlenecek)

Ayet: “İman eden ve iyi işler yapanları ebedi kalacakları ırmaklar akan cennetlere koyacağız”Nisa/122

Hadis: “Allah’a ve ahret gününe inanan misafirine komşusuna ikram etsin, hep hayır konuşsun” Buhari, İman/31

4-Hayata üç bakış: Sevilecek iki yüzü.

-Hayattaki her şey Allah’ın güzel isimlerini yansıtan ayna ve sanat eseri; bilimler dil. Hayat bir galeri.

-Kısa hayat sonsuz hayatı kazanma fırsatı, dünya tarla ve ticaret pazarı. Dünya cennet anası

-Hayatın zehirli bal yönü. Nefsin hoşuna giden günahlara gömülme riski.

Soru-4 Hangisi öldükten sonra dirilmeye inanmanın bir kazanımı sayılmaz?

A İnsan sahipsizlikten kimsesizlikten, belirsizlik ve kaostan kurtulur
B Kötülüklerden ve suçlardan uzaklaştırır iyiliklere yönlendirir
C Hesap günü duygusu insanın özgür hayatını kısıtlar zevklerine yasak yaşamına zorluk getirir
D Dünyayı bir tarla ve pazar olarak gösterir ebedi amaç kazandırır

Konu-5 Kur’an açısından ölüme bakış nasıl olmalıdır?

1-Ayet: “Nerede olursanız olun sağlam kalelerde de olsanız, ölüm size ulaşacaktır” Nisa/78

Ayet: “Her canlı ölümü tadacaktır. Kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı tamamen verilecektir” Ali İmran/185 (Anlaşılıyor ki ölümden çok, iyi halde ölmek ve ölüm sonrasındaki durumumuz önemli)

2-Hadis: “İnsan ölünce amel defteri kapanır üç kişiye açık kalır: Duacı hayırlı evlat bırakan, faydalı ilim bırakan, kalıcı eserler bırakan” Müslim, vasiye/143-Ölüm bir hayat gerçeğidir. Hayatın ve hayatı veren Allah’ın bize verdiği bir sonsuzluk dilekçesidir. Hayata ölmek için geldiğimiz gibi ölümün olmadığı bir hayata da ölümle gözlerimizi açmış olacağız.

Ölüm sonlu hayatı sonlandıran sonsuzluk müjdesidir. Ölüm hem sonlara son verir hem de sonsuzluğa başlangıç olur. Dünya talimgahından uzaklaştırıp dost ve akrabaya ve en güzel olana kavuşturan cennet saraylarına açılan bir koridor olur. (İntihar haram, büyük günah)

Soru-5 Hangi cümle ölüme olumlu bakış konusunda rahatsızlık vericidir?

A Ölüm iyilik ve kötülüklerin karşılığının verileceği bir aleme götürür
B Ölüm hayat gibi, Yaratıcının sıfatlarının bir gereğidir
C Ölüm farklı sevap defterleri açar sonsuz yaşam startı verir
D Ölüm sevenleri ayırır, yokluk korkusu ve kalanlara acı verir

Konu-6 Ölmüşlerimize karşı sorumluluklarımız nelerdir?

1-Ölüm anı ve sonrası: Kelime-i şehadet telkin edilir, israr edilmez. Dua ve kuran okunur.

Ölünce Kuran yan odada okunabilir. Makbul olan öncelikle yakınlarının okumasıdır.

Baş kısmı kıbleye doğru, sırt üstü yatırılır. Gözleri kapatılır. Ağız açık kalmasın diye bir bezle çene altından baş üstüne bağlanır. Kollar yanlara bırakılır bacaklar uzatılır. Elbiseleri protezleri çıkarılır bir örtü ile üstü örtülür ve yüksekçe bir sedir veya yerde yatak üzerine konur. Şişmemesi için de karnının üzerine bir bıçak v.s. gibi bir demir parçası konabilir. Ölü sebepsiz çok bekletilmez.

Ölünün arkasından saçını başını yolma feryat etme Allah’ı itham etme hoş değildir. Yas tutma, siyahlar giyme, sakal kesmeme hayata küsme doğru görülmez. Cenaze salası sonradan adet olmuştur.

Tekfin (kefenleme) Techiz (Gerekli itinalı işlemler) Tedfin (Defnetme gömme) okuma işlemleri yapılır. Gasilhanede Teneşirde yıkanır cami avlusunda musalla üzerine konur namazı kılınır.

Taziye: Baş sağlığı dilemek. Cenaze evine birkaç gün yemek götürülebilir. Ölünün iyilikleri anılır.

Talkım: Aslı telkindir. İmamın mezarın başında ölüye sorgulamada yardımcı olacak cevapları hatırlatmasıdır. Peygamber hadislerinde olmayan bir uygulamadır.Telkin diri olana yapılır.

2-Cenaze namazı: Farz-ı kifaye (üç kişi kılınca diğerlerine farz olmayan) secdesiz, ayakta 4 tekbirle kılınan namazdır. 1-Sübhaneke, 2-Salli Barik 3-Cenaze duası okunur. Bilmeyen Fatiha-Kunut okur.

3- DUA etmek: Peygamberimizin uygulaması ve tavsiyesi kabir ziyareti yapmak, kabirdekilere selam vermek, ibret almak ve özellikle yürekten dua etmektir.

Hadis: “(Ölmüş) kardeşiniz için Yüce Allah’tan mağfiret dileyiniz…” Ebu Davud, Cenaiz, 67

Hadis: “Allah’ım! Bu ölüye mağfiret et, ona merhamet et, onu bağışla… cennete koy ve cehennem azabından koru.” Müslim, Cenaiz, 85

4-Kur’an okumak: Ölü yanında mezarda Kur’an okunması uygun değildir. Geçerken veya herhangi bir mekanda, Fatiha üç ihlas Yasin Tebareke okunabilir. Önemli olan kişinin kendi okumalarıdır.

5-Mevlit okutmak Hayırlar yapmak: Süleyman Çelebinin Vesiletü’n-Necat denilen Peygamberimizi övgülerle anlatan Mevlidi ve Kur’an okuma dualar etme, davetlilere ikramda bulunma güzel adettir.

Ne var ki 7’si 40’ı 52’si gibi uygulamalar sünnete uygun değildir. Dua ve Kur’anın okuma vakti olmaz. Suya havaya muhtaç darda kalmış birine, “Bekle 7 gün 40 gün sonra vereceğim” denir mi?

Hadis: “İnsan ölünce amel defteri kapanır üç kişiye açık kalır: Duacı hayırlı evlat bırakan, faydalı ilim bırakan, kalıcı eserler bırakan” (Müslim, vasiye/14) Öğrencilere sahip çıkmak da benzer yararı sağlar.

Hadis: “Bir adam gelerek: “Ey Allah’ın Resulü! Annem vefat etti Ben onun için ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunsam ona faydası olur mu? diye sordu Peygamberimiz: “Evet” deyince, adam; “Benim bir meyveliğim var Onu, annem için fakirlere dağıtıyorum” dedi Buhari, Sahih, Vesaya, 15, 20,

6-Vasiyet ve Anne baba akraba ve dostlarını ziyaret ve iyilik yapmak:

Hadis: “Ey Allah’ın Resulü, anne ve babamın vefatlarından sonra da onlara iyilik yapma imkanı var mı, ne ile onlara iyilik yapabilirim?” diye soran Ebû Ubeyd Mâlik İbn Rabîa es-Sâidî’ye Peygamber Efendimiz: “Evet vardır Onlara dua, onlar için Allah’tan istiğfar (günahlarının affedilmesini) talep etmek, onlardan sonra vasiyetlerini yerine getirmek, anne ve babasının akrabalarına karşı da sıla-i rahmi (akraba ziyaretini) ifa etmek, anne ve babasının dostlarına ikramda bulunmak “cevabını vermiştir (Ebu Davud, Sünen, Edeb, 12; İbn Mace, Sünen, Edeb, 2)

Soru-6 Hangi kavram cenazeyi mezarlıkta toprağa verme anlamındadır?

A Tekfin B Techiz C Tedfin D Telkin

Soru-7 Hangi ikisi ölmüşlerimizin ardından yapılması gereken en makbul-değerli davranış biçimidir?

A Mezarını yüksek yaptırmak – Çiçekler doldurmak
B Dua edip Kur’an okumak- Adına hayırlar yapmak
C Kur’an okutmak- Hatimler indirtmek
D 7’sinde 40’ında 52’sinde mevlit okutmak – Lokma döktürmek Helva dağıtmak

Konu-7 Ölenin kapanmayan amel defterleri hangileridir?

Hadis: “İnsan ölünce amel defteri kapanır üç kişiye açık kalır: Duacı hayırlı evlat bırakan, faydalı ilim bırakan, (Sadaka-i cariye) kalıcı eserler bırakan” (Müslim, vasiye/14)

— Biz yaşıyorken dünya öncesi ve ölüm sonrası hayatla ilgiliyiz aslında. Madde öncesinden geldik madde ötesine yolcuyuz. İnsan dünyada yaptıklarının karşılığını küçük planda ölümle başlayan yeni yolculuğunda görmeye yaşamaya başlar.

Büyük tatiller ziyafetler saadetler öncesi küçük ara tatiller mini menüler mutluluklar yaşanır. Ya da mahkeme ve hapishane öncesi karakolda sorgulama ve gözaltı sıkıntıları yaşanır.

— Peygamberimiz “Kabir-diriliş arası (Berzah) ya cennet bahçelerinden bir bahçe ya da cehennem çukurlarından bir çukur olur” ve “Nasıl yaşarsanız öyle ölür öyle de dirilirsiniz!” buyurur.

Bu açıdan insanın hayatta insanlara faydalı kalıcı ameller yapması, ölüm sonrası hayatının rengini belirlemiş sevap kazanmasının ve huzurunun devamlılığını sağlamış olur.

— Hadis üç ana alana dikkat çekiyor tüm hayatı ve aktivitelerimizi kucaklıyor.

İnsan yetiştirmeye, eğitim öğretime ve toplumca kurumların ve ekonominin bu yolda düzenlenmesine dikkat çekiyor. Evladı olmayan olsa da başka evlatlara sahip çıkan ve bu yollarda hizmetler verenler de Peygamberimizin müjdesinin muhatabı olurlar.

Soru-8 Peygamberimizin sözüne göre hangisi ölünün ardından kapanmayan sevap defteri olarak nitelendirilmez?

A Güzel evlat nitelikli insan yetiştirmek mutlu aile huzurlu toplum oluşturmak
B Asırlarca insanların konuşacağı bir ün bırakmak
C Kalıcı yapılar müesseseler kurmak kurumlar bırakmak
D İnsanlara yararlı ilim-bilim buluşlar ve kitaplar bırakmak

Konu-8 Kur’an’da Kıyamet nasıl anlatılmaktadır?

Ayet: “(İsrafil tarafndan) Sûra üflenir ve Allah’ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür. Sonra ona bir daha üflenir, bir de bakarsın onlar kalkmış bekliyorlar.” Zümer/68

Ayet: “Ey insanlar! Rabb’inizden korkun! Çünkü kıyamet vaktinin depremi müthiş bir şeydir!” Hac/1

Ayet: “… Kıyamet vakti de gelecektir; bunda şüphe yoktur. Ve Allah kabirlerdeki kimseleri diriltip kaldıracaktır.” Hac/7

Ayet: “…Kıyametin kopması ise, göz açıp kapama gibi veya daha az bir zamandan ibarettir” Nahl/77

Ayet: “Onlar üstelik kıyameti de yalan saydılar. Biz ise, kıyameti inkâr edenler için alevli bir ateş hazırladık” Furkan/11

Kıyamet zamanı

Ayet: “İnsanlar sana kıyametin vaktini soruyorlar. De ki: Onun ilmi ancak Allah katındadır…” Ahzab/63

Kıyamet tasvirleri

Ayet: “Sura üflenince, Allah’ın dilediği bir yana, göklerde olanlar, yerde olanlar hepsi düşüp ölür” Zümer/68

Ayet: “Kıyamet vaktinin depremi müthiş bir şeydir! Onu gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiği çocuğu unutur, her gebe kadın çocuğunu düşürür. İnsanları da sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir.” Hac/1 – 2.

Ayet: “O gün gökyüzü, erimiş maden gibi olur. Dağlar da atılmış yüne döner. Dost, dostu sormaz.” Meâric/8 – 10

Ayet: “Gökyüzü yarıldığı zaman, yıldızlar döküldüğü zaman, denizler birbirine katıldığı zaman, kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman,” İnfitâr suresi, 1-5

Ayet: “Güneş katlanıp dürüldüğünde, Yıldızlar (Tesbih taneleri gibi) döküldüp saçıldığında, Dağlar yürütüldüğünde, Gebe develer salıverildiğinde, Vahşî hayvanlar toplanıp bir araya getirildiğinde, Denizler kaynatıldığında, Ruhlar birleştirildiğinde, Diri diri toprağa gömülen kıza, sorulduğunda, “Hangi günah sebebiyle öldürüldü? diye. Defterler açıldığında, Gökyüzü sıyrılıp alındığında, Cehennem tutuşturulduğunda ve cennet yaklaştırıldığında,” Tekvir/1- 13

Kıyamet üç şekilde yorumlanabilir.

1-Küçük kıyamet. Küçük alem sayılan her insanın kendi ölümü
2-Büyük kıyamet. Büyük alem kainatın, her canlının topyekün ölümü
3-Ölmeden ölmek. Yaşayan insanın ruhunun kalp ve vicdanının sönmesi duygularının ölü hale gelmesi, inkarcı olması. Doğanın öldürülmesi.

Soru-9 Kıyametle ilgili olmadığını düşündüğünüz cümleyi işaretleyiniz?

A İsrafilin Sur’a üflemesiyle evrende değişim başlar
B Dağlar dağılır denizler kaynar yıldızlar saçılır kabirdekiler çıkar
C Peygamberler kıyamet vaktini bilirler dilediklerine bildirirler
D Kıyamet göz açıp kapama gibi gerçekleşiverir

Konu-9 Ölüm ve diriliş arası yaşanacak süreçler nelerdir?

Kabir sorgulaması:

Dünyada Kiramen Katibin, Hafaza, Amelleri rapor eden ve Ruhunu teslim alan (vb) meleklerle görünmez irtibatını sürdüren insanın, ölüm sonrası süreçte de farklı boyutlarda, büyük mahkeme öncesi karakoldaki gibi ön sorgulaması, karşılaşması sürmektedir.

Hem de adeta bir Rahmet tecellisiyle; her insanın bir çırpıda cevaplayabileceği üç temel kolay soruyla karşılanıyor.

Kabirde bir azab görecek sıkıntı yaşayacaksa insan bu kendi elleriyle dünyada hazırladıklarının karşılığı olacak ama o da Rahmet adına tecelli edecektir. Zira cehennem görmemesi için bir temizlenme süreci içine girmiş olacaktır.

Kabirde Münker Nekir isimli iki melek üç soru sorar:

Hadis: “O iki melek ona (mü’mine): ‘Rabbin Kim?’ derler. O: ‘Rabbim Allah’tır.’ der. Melekler: ‘Dinin nedir?’ derler. O: ‘Dinim İslâm’dır.’ der. Melekler: ‘Size gönderilmiş olan Peygamberin kimdir?’ derler. O: ‘Allah’ın Rasûlü Muhammed’ der. Melekler: ‘Amelin nedir?’ derler. O da: ‘Allah’ın kitabını okudum, ona imân ettim ve onu tasdik ettim.’ der…” Müsned, 4/287-288; 4/295-296

Hadis: “Kardeşiniz için Allah’tan mağfiret dileyin ve Allah’tan (itikadında) sabit kılmasını isteyin. Muhakkak ki o şu anda sorguya çekiliyor.” Ebû Dâvud, Cenâiz 73

Hadis: “Kabir azabı haktır. Kabirde azap çekenleri, hayvanlar işitir!” Tirmizi, Cenaiz 70; Nesai, Cenaiz 116

Hadis: “Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe yahut cehennem çukurlarından bir çukur olacaktır.” Tirmizî, Kıyamet,26

Berzah:

Ölümle başlayıp kıyamete, sonrasında dirilişe kadar devam edecek olan bir süreç; bir bekleme alanı.

İnsanlar berzahta, dünyada oluşturdukları kalp ve zihin dünyalarına ve amellerine göre bir dünya bulurlar. Ve gidecekleri yerin adeta fragmanlarıyla haz ya da sıkıntı yaşarlar.

Dünyadaki olumlu-olumsuz davranışlar berzahta TEMESSÜL eder. Bir şekil biçim ve görüntü kazanır.

Namaz oruç Kuran okumalar insanlara yapılan iyilikler huzur verici birer refakatçiye yoldaşa dönüşür. Ve insan gideceği cennete açılan pencerelerden manzaraları izler, dünyadaki açık sevap hesaplarından gelen esintilerle ferahlar. İnkarcı cehennemlikler ve durumuna göre günahkarlar da arkada bıraktığı günah ve zulümlerle, gidecekleri yeri görür ve sıkıntılar içinde beklerler.

Hadis: Resülullah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdular ki: “Sizden biri ölünce, kendisine akşam ve sabah Cennet veya Cehennem’deki yeri arz edilir. Cennet ehlinden ise, yeri Cennet ehlinin, ateş ehlinden ise yeri ateş ehlinin yeridir. Kendisine: ‘Allah seni kıyamet günü diriltinceye kadar, senin yerin işte budur!’ denilir.” Buhari, Cenaiz 90, Bed’ül-Halk 8, Rikak 42; Müslim, Cennet 65; Muvatta, Cenaiz 47

Soru-10 Hangi tanımlama “Berzah” kavramını çağrıştırmaz?

A Ruhlar mahşer günü hesap vermek üzere mahkemeye yönlendirilirler
B Kabir hayatı ölen insanın ebediyete gözlerini açacağı bir kuluçka dönemi gibidir
C İsrafilin sura üflemesiyle ruhların bekleme süreci başlar sonlanır
D Öldükten sonra insanlar geçici bir aleme daha adım atmış olurlar

Konu-10 Diriliş sonrası yaşanacak süreçler nelerdir?

Haşir: İsrafilin ikinci kez sura üflemesiyle başlayan diriliş

Mahşer: Yeniden diriliş ile birlikte insanların hesap vermek üzere toplanacakları yere-meydana denir.

Mahkeme-Hesap: Her insanın yaptıklarından sorgulanacağı iyi-kötü karşılığının verileceği soruşturma mekanı

Mizan: Sevap ve günahların tartılacağı hassas özel adalet terazisine denir. Sevabı ağır olanlar cennete, günahı çok olanlar ise cehenneme gider. Allah dilerse affeder. Bir sevapla yüzler günahı silebilir. İman mücevheri sayısız hatayı silebilir.

Ayet: “Kıyamet günü kurulacak mizan haktır, gerçektir. Tartıda sevapları ağır gelenler, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Sevapları tartıda hafif gelirse, işte onlar, âyetlerimize karşı haksızlık ettiklerinden dolayı kendilerini ziyana sokanlardır.” Araf/8-9

Amel defteri: Dünyada insanın inanışlarının söz ve davranışlarının kayıt altına alındığı belgelerdir.

Ayet: “Vay halimize, bu nasıl kitapmış, küçük-büyük hiçbir şey bırakmaksızın yaptıklarımızın hepsini sayıp dökmüş..!” Kehf/49

Şahitler: Ayet: o gün insan kendi aleyhine şahittir.” Casiye/15

Ayet: “O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder. ” Yasin/65

Ayet: Nihâyet cehenneme vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri, yapmış oldukları işler hakkında, kendileri aleyhine şahitlik ederler. ” Fussilet/20

Kul Hakkı: Kur’an hesap gününde kimsenin haksızlığa uğratılmayacağını ifade eder. Hadisler de kul hakkının sorgulanacağını anlatır.

Af ve şefaat: Günahı olan müminlerin günahlarının bağışlan¬ması, olmayanların daha yüksek derecelere erişmeleri için peygamberlerin ve Allah katındaki dereceleri yüksek olanların Allah’a yalvarmaları ve dua etmeleri demektir.

Ayet: “Allahın İzni olmadan onun katında kim şefaat edebilir?…” (el-Bakara 2/255)

Ayet: “…Onlar Allah rızâsına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler…” (el-Enbiyâ 21/28)

Hadis: “Şefaatim, ümmetimden büyük günah işleyenler içindir” Ebû Dâvûd, “Sünnet”, 21; Tirmizî, “Kıyâmet”, 11; İbn Mâce, “Zühd”, 37

Afarozcu da olamayız Endüljansçı da. Cennet cehennem bekçisi değiliz; sahibi hiç!. Dilediğimizi cennete dilediğimizi cehenneme koyma yetkimiz yok. Allah ne dilerse o olur. Peygamberimize şefaat hakkı verilmiştir.

Kitapların verilmesi: Ayet: “Kitabı sağ tarafından verilen: Alın, kitabımı okuyun; doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum, der. Artık o, hoşnut bir hayat içindedir. Yüksek bir cennettedir. Onlara “Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık, afiyetle yiyin denir.” Hakka-19-24

Ayet: “Kitabı kendisine sol tarafından verilen ise şöyle der: Keşke kitabım bana verilmeseydi. Hesabımın ne olduğunu da bilmeseydim. Keşke ölüm her şeyi bitirseydi. Malım bana hiçbir yarar sağlamadı. Saltanatım da yok olup gitti. Hakka/25-29

Sırat: Mahşer yerinden itibaren cehennemin üzerinden geçerek cennete kadar uzanacak bir köprüdür. İnce keskin denmesi geçme zorluğunu ifade içindir.

Ayet: “Onları Cehennem Sıratına (Sırat köprüsüne) götürüp hapsedin! Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir. Saffat/23, 24

Ayet: “Cehennemin ortasına sırat (köprüsü) kurulur. Oradan peygamberlerden ümmetleri ile beraber geçenlerin ilki ben olacağım. Peygamberlerden başka o gün kimse konuşamaz, peygamberlerin sözleri de “Ey Allah’ım, kurtar kurtar.” olur.” (Buhari ve Müslim’den naklen, Tâc, V, 377-378).

Araf: Cennet cehennem arası yer. A‘râflıklar, iyi ve kötü amelleri eşit olan müminlerdir. Bunlar cennete girmeden önce cennetle cehennem arasında bir süre bekletilecekler, sonra Allah’ın lutfuyla cennete gireceklerdir.

Ayet: “İki taraf (cennetliklerle cehennemlikler) arasında bir perde ve a‘râf üzerinde herkesi simalarından tanıyan adamlar vardır ki, bunlar henüz cennete giremedikleri halde (girmeyi) umarak, cennet ehline selâm size diye seslenirler. Gözleri cehennem ehli tarafına döndürülünce: Ey Rabbimiz, bizi zalimler topluluğu ile beraber bulundurma, derler” A‘râf/46-47

Cennet-Cehennem: Şuurlu nefisli varlıklar ins ve cin cennet mekandan geldi. Cehennemden değil. Dönüş de doğal ana ata yurdumuza olmalıydı. Özgür iradesiyle insan cehennemini de inşa ettirdi.

Soru-11 “Mahşer” ve “Mizan” kavramları hangi cümlede anlatılmaktadır?

A İnsanlar dirilip hesap meydanında toplanır ve sevap ve günahları tartılır
B İsrafil sura üfler dirilme ve meydanda toplanma başlar
C Mahkeme sonrası kitapları verilenler sırata yönlendirilir
D İnsanların sevap ve günahları ölçülür amel defterleri açılır

Konu-11 Amel defteri nedir uygulaması nasıl olacaktır?

Ayet: “O gün dilleri, elleri ve ayakları, yapmış oldukları işlere kendi aleyhlerinde şahitlik edecektir. Nur/23, 24

Ayet: “O gün onların ağızlarını mühürleriz; yaptıklarını bize elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder.” Yasin/65

Hadis: “Bir suçlu kıyamet gününde yaptıklarını inkâr ettiğinde, Allah onun uzuvlarına emir verecek ve onlar onun yaptıklarına karşı şahitlik edecekler.” Müslim, Nesei

Amel eylem davranış demektir. Bütün inanış söz ve davranışları kapsar.

Dünyada insanların yapmış oldukları iyi veya kötü davranışların ve sözlerin, Kiramen Kâtibin meleklerince kaydedildiği defterdir.

İnsanın hafıza merkezinde de ayrı bir kayıt yapılmaktadır.

Eşya ve atomların da kayıt yaptığından söz edilir.

Bir de Allah katında ana kitapta yazma vardır.

Ayrıca insanın organlarıının bir çeşit kayıt yaptığı orada yaptıklarını dile getireceği Kur’an’da anlatılır.

Kul hakkı sorgulanmasında da hak sahiplerinin şahitliği ayrı bir kayıt sayılabilir.

Kur’an’da Peygamberlerin ümmetleri için şahit olacağı da ifade edilir. Nisa/41

Bu kayıtlar birbirini teyid eder onaylar. Allah dilediğini silebilir.

Soru-12 Mahşer günü büyük mahkemede karşılaşmayacağımız şahitlik hangisidir?

A Hakkını yediklerimizin şahitliği
B Dilimizin organlarımızın şahitliği
C Allah katındaki ana kitabın şahitliği
D Peygamberlerin şahitliği

Konu-12 Kul hakkı nedir sorgulanması nasıl olacaktır?

Ayet: “Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için, onları hâkimlere (rüşvet olarak) vermeyin.” Bakara/188

Ayet: “Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hâli müstesna, mallarınızı, batıl (haksız ve haram yollar) ile aranızda (alıp vererek) yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah, sizi esirgeyecektir.” Nisa/29

Hadis: “Ümmetimden müflis odur ki, kıyamet günü namaz ve zekâtla gelir. Ama, bu arada sövdüğü şu kimse, dövdüğü bir başka kimse dahi gelir. Bunun üzerine kendisinin hasenatından şuna verilir, buna verilir. Üzerinde haklar bitmeden kendi hasenatı tükenirse, o zaman onların hatalarından alınır kendisine yüklenir. Daha sonra cehenneme atılır.” Müslim

Kul hakkı bir insanın hakkı olan (maddi manevi) bir şeyi vermemek veya (maddi manevi) hakkı olan bir şeyi elinden almak; ya da bizim hakkımız olmayana el koymak şeklinde tanımlanabilir.

Hayvanların da hakkından; cezasının ise dünyada peşin verileceğinden söz edilir.

Kul hakkı iki kısımdır: Maddi Manevi

Maddi kul hakkı: Dünyada birinin eşyasını malını mülkünü parasını izinsiz almaktır. Aldığını vermek kullandıysa ödemek helallik dilemek gerekir.

Manevi kul hakkı: Birinin gıybetini yapmak iftira atmak alay hakaret vb şekilde kalbini kırmaktır. Helallik almak gerekir.

Bunlar yapılmazsa hesap günü kul hakkı borcu olanların sevabı alınır, alacaklının günahları ona yüklenir.

Toplum çapında haksızlık yapanların sorgulaması büyür. Ateşte temizlenmeleri sağlanabilir. Peygamberimiz bunlara ahiret müflisi (iflas edeni) demiştir.

Hayırları çok kul borcu az olanlar için Allah dilerse, sorgulama sonrası alacaklıya ihsanda bulunarak hakkını helal etmesini sağlayabilir.

Alacaklı ölmüşse veya ulaşamazsa yakınları varsa onlara verir helalleşir. Kimse yoksa o kişi adına muhtaçlara verir ve onun için dualar eder.

Borç ödenmeli helallik almalı. Burada kızarmak utanmak, orada deşifre olmaktan ateşte kızarmaktan iyidir.

Soru-13 Kul hakkı yemenin en büyük zararı hangi cümlede tam ifade ediliyor?

A Başkasının malına haksız yere el koyanlar toplumda sevilmezler
B Haksız kazanç elde edenler aynaya bakamaz rahat uyuyamazlar
C Kul hakkı yiyenlerin sevabı kalmazsa ateşe girebilirler
D Allah merhametlidir ancak küçük kul haklarını da sorgulatır

Konu-13 Ahiretteki Af ve temizlenme mekanizmaları nelerdir?

Ayet: “İnkâr edip zulmedenleri Allah asla bağışlayacak değildir. Onları (başka) bir yola iletecek de değildir.” Nisa/168

Ayet: “Allah kendisine (inkar ve) şirk koşulmasını kesinlikle affetmez. Bunun dışındaki günâhları dilediği kimseler için affeder. Allah’a ortak koşan kimse büyük bir günah (ile) iftira etmiş olur.” Nisâ/48

Açık şirk doğrudan putlara tapınma ya da birden fazla tanrı edinme.

Kapalı şirk nefsi zevkleri parayı cinsiyeti makamı tanrı sever gibi sevmek Allah’tan istenecekleri fanilerden istemek.)

Dünyada manevi temizlik tövbe ile gerçekleşir.

İbadetlerle Haramlardan yüz çevirerek ya da bela ve dertlere sabrederek de günahlardan arınma olur.

Ayrıca yapılan amel-i salihler iyilikler de bir kısım günahları siler. Günahların yerine iyilik de yazılabilir.

Mukaddes hüzün başlı başına bir temizleyicidir ayrıca.

Ahirette temizlik ise ölüme doğru çekilen acılarla ve ölümle başlar.

Allah merhametiyle inançlı kulunun cehennem görmeden cennete hazır ve layık hale gelmesi için adeta ahiret süreçlerinde kulunu temizlenme yollarından geçirir.

Kabir sorgulaması ve uzun berzah hayatının sıkıntıları bir kısım günahları temizler.

Diriliş heyecanı, Mahşerde toplanma, mahkemede hesap verme, amel defterlerinden ve kul haklarından sorgulanma endişeleri de ayrı ayrı temizleyici rol oynar.

Hala günahı olanlar için Allah’ın dilemesiyle Peygamber şefaati günahların affına vesile olur.

Kitabını alanların sırat endişesi, Arafta bekleme heyecanı da günahı kalanlar için temizlenmeye vesile olabilir.

Allah bir iyilikle onlarca günahı silebilir. İman cevheri günahların yok olmasına yol açabilir.

İnancı olanlar cehenneme girse bile Allah, son genel Af ve Rahmetiyle tam temizlik yapar, dilediklerini çıkarıp cennete girecek şekilde tertemiz hale getirebilir.

Soru-14 Hangi grubun günahlarının temizlenmesine aşılmaz engel var demektir?

A Büyük günahlar işlemiş olanlar
B Kul hakkı yemiş olanlar
C Şirk koşanlar
D Namaz kılmayan oruç tutmayanlar

Konu-14 Ahirette insanlar gidecekleri yer açısından kaç grupta değerlendirilir?

1-Doğrudan hesap görmeden cennete gidenler. Peygamberler ve Allah’a yakın olanlar
2-Hesapta aklanarak cennete girenler (Mahkemede kitabını sağdan alanlar)
3-Doğrudan cehenneme gidenler. İnkarcılar şirk koşanlar münafıklar
4-Günahlarından arınıncaya kadar cehennemde ya da Araf’ta kalıp cennete geçenler

Sonsuzluk nasıl bir şey? Cennette canımız sıkılmaz mı?

Bizi cennete koysunlar da sıkılacaksa canımız cennette sıkılsın!

Canımız ne zaman sıkılır?

1-Sorumluluklarımız çok ve ağır olduğunda. İbadetler yasaklar aile görevler vergiler mefküreler vb
(Cennette tek sorumluluk yok ki!)

2-Bir sorunumuz olduğunda. Bedensel ruhsal ekonomik ailevi vb.
(Cennette tek sorun yok ki!)

3-İhtiyaçlarımız karşılanmadığında. Yeme içme giyinme arabalar köşkler zevkler vb.
(Cennette karşılanmamış tek ihtiyaç yok ki!)

4-Monotonluk ve tekrar olduğunda. Hayallerinizle sahip olduklarınız ve yaşadıklarınız tam uyuşmaz. Hayaliniz monotonluğu kaldıramaz.

(Cennette tek tekrar yok ki! Yinelenme yok yenilenme ve sürekli orjinallik var. Dünyada bile her yeni şey heyecan veriyor. Ya sonsuz yenilik! Cennette her hayaliniz hep sahip olduğunuz olacak.)

Peki nasıl? Git gör! İnş… (Bin yıllık en zevkli dünya hayatı bir saatlik cennet hayatına denk düşmez. Ve bin yıllık o cennet hayatı O Cemal’i görünce unutulur.)

Soru-15 Hangi gruba “Cennet yüzü göremez!” denemez?

A Büyük günah işleyenler
B Allah’a şirk koşanlar
C Allah’ı inkar edenler
D Münafık olanlar

Konu-15 Dirilişin varlığı Akıl ve mantık açısından nasıl kanıtlanabilir?

Ben varım beni var eden neden var olmasın.

Yaşadığım gibi öleceğim. Beni yokken var eden neden tekrar var edemesin?

İlk orjinal modeli yapan ikincisini daha kolay yapar.

Binlerce bilim adamı bir araya gelse şu insandan daha orjinal varlık meydana getiremez.

Çürümüş kemikleri ilk baştan kim var etmişse öldükten sonra tekrar diriltecek olan da odur.

Bir orduyu ilk defa acemi birliğinde toplayıp eğiten bir borazan veya düdük sesiyle dağıtıp tekrar toplayabilir. Askerlere benzeyen vücut hücrelerimizi ilk defa bir araya getirip çalıştıran da öldükten sonra tekrar onları bir araya getirebilir.

Bir gökdelende tesisatı döşeyerek binlerce ampulü ilk defa yakan, bir ana şartelle tamamını söndürüp tekrar yakabilir. Ampullere benzeyen vücut hücrelerimize ilk defa hayat veren dirilişte tekrar hayat verebilir.

Bir saati veya cihazı ilk defa yapan bir mühendis onu dağıtıp tekrar bir araya getirebilir benzerini daha kolay yapar.

Konu-16 Dirilişin varlığı Kalp ve Duygular açısından nasıl kanıtlanabilir?

— İnsan sonradan olmuştur ve sonludur. Her insanda ortak sonsuzluk arzusu, sonsuz gençliği isteme duygusu var. Sonlu insana bu sonsuzluk duygusu nereden kimden gelmiştir.

Sonsuz bir alem var ki insanda sonsuzluğu isteme duygusu da var.

Allah sonsuz bir alemi vermek istemeseydi sonsuzluğu isteme duygusunu da vermezdi.

İstiyorum demek ki sonsuz bir alem var!

— Bütün sevdiklerimi bir daha göremeyecek miyim? Annemi eşimi çocuklarımı dostlarımı her gün aynada gördüğüm yüzümü ebediyyen kaybedecek miyim?.. Sonsuz aşkıma noldu? Şehitler için niye ağladı ki analar. Sonsuz bir alem yoksa vicdan hem kanar hem ağlar.

Konu-17 Dirilişin varlığı Somut belgeler açısından nasıl kanıtlanabilir?

— Kur’an Peygamberler ve inanan insanlar birer belgedir.

Peygamberler hayatlarında yalan söylemeyen, insanlığın kabullendiği örnek kişiliklerdir.

Hz.Muhammed’in S.A.V. okuma yazması yoktu. Çevresine meydan okuyarak “Şüpheniz varsa siz de yazın!” demesi ve asırlarca Kur’an’ın araştırılması milyarların kitabı olması nasıl açıklanabilir?

Ayrıca geçmiş ve gelecek bilgilerden bahsetmesi özellikle asırlar evvelinden bilimsel gerçeklerden söz etmesi hangi akıl ve mantıkla açıklanabilir?

— İnsanda ve doğada gözlenen ölme dirilme örnekleri de yaşanan canlı belgelerdir.

İnsan hücreleri sürekli ölür yenileri canlanır, her nefeste ölüp diriliriz, uyumamak elimizde olmadığı gibi uyanmamak da elimizde değildir. Aynen öyle de ölmemek ve dirilmemek de.

Bahar mevsimi, kış mevsiminde ölen bitki ve hayvanların yeniden canlanmalarıyla insanın öldükten sonra dirileceklerine örnek olacak bir ders verirler.

Uzayda bile ölme dirilme örnekleri yaşanır. Karadelikler ölüm alanları mezarlıklardır. Yeni doğan yıldızlar da dirilişin örnekleri.

Konu-18 Dirilişin varlığı Adalet ve Vicdan açısından nasıl kanıtlanabilir?

Ölmemiş her vicdan zihin ve sönmemiş vicdan gerçek adaletin gerçekleşmesini ister.

Oysa dünyada bu gerçekleşemiyor. Zalimle mazlum, katille maktul, ezenle ezilen, çalanla çalışan tam karşılığını alamadan gidiyor.

Hz.Musa ile Firuavunun, Ebu Bekirle Ebu Cehilin ve tarih boyu insanlığa iyilik peşinde koşanlarla kan dökenlerin tam karşılıklarını alacakları gerçek adaletin uygulanacağı bir alem gerekiyor.

Soru-16 Size göre hangi cümle dirilişin varlığını kalp ve duygu açısından açıklamaktadır?

A Her suç işleyen ve iyilik yapanın karşılığını göreceği ebedi bir alem gerekmektedir
B Hiç yoktan insanı var eden öldükten sonra tekrar daha kolay var edebilir
C Dirilme yoksa annemi sevdiklerimi kendimi bir daha ebediyyen göremeyecek miyim
D Kur’an ve Peygamberler dirilişin olacağını açıklayan hak dillerdir

Konu-19 Tövbe nedir? Neden gereklidir?

Tövbe, günahtan pişmanlık duyup bağışlaması için içten Allah’a yönelmek dua etmek tekrar işlememeye ve iyiliğe karar vermektir.

İstiğfar, af ve mağfiret dilemek, Allah’tan bağışlanma isteme demektir

Tövbede esas olan, bireyin pişmanlık duyarak samimi bir niyetle yaptığı hatadan vazgeçip bir daha tekrarlamamaya karar vermesi ve ibadetlere ve iyiliğe yönelmesidir.

Ayet: “De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki o, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” Zümer suresi, 53

Ayet: “İstiğfar et Bağışlanma dile. Çünkü o, tövbeleri çok kabul edendir.” Nasr/3

Ayet: “…Sizden kim bilmeyerek bir kötülük yapar, sonra ardından tövbe edip de kendini ıslah ederse bilsin ki Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” Enam/54

Ayet: “Onlar, bir kötülük yaptıkları zaman yada nefislerine zulmettikleri zaman, Allah’ı hatırlarlar. Ve hemen günahlarının bağışlanmasını isterler. Yaptıkları kötülükte bile, bile ısrar etmezler” Ali İmran; 135

Hadis: “Tövbe eden kişi hiç günah işlememiş gibi olur.” Acluni, Keşfül Hafa, C 1, s. 351

Hadis: “Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlıları tövbe edenlerdir.” Tirmizî, Kıyâme, 49; İbn Mâce, Zühd, 30

Melekler isyan etmez günah işlemezler onlarda nefis yoktur. Nefis taşıyan ilk varlık Cinlerin başı İblis insanların ilki Hz.Adem. Her ikisi de nefisle sınandı.

İblis azmetti nefsini tercih etti kibirlendi, hatasından dönmediği gibi isyanla, secdeye varmadı intikam yemini etti, Allahtana tamamen uzaklaştı vazgeçti.

Hz.Adem ise isyan ve günah azim ve kararlılığında olmadan sürçtü zelle-hata işledi yasak meyvaya dokundu. Ama hemen hatasından döndü pişman oldu tövbe ve secde ile Allaha yaklaştı.

Tövbe ruhta oluşan lekeyi temizleme, Allah ile insanın arasına mesafe girmesine engel olma eylemidir. Şeytanla aynı kulvarda buluşmaktan kaçma Adem Peygamberle ve meleklerle secdedaş olmayı seçme demektir.

Soru-17 Hangisi tövbenin önemi ve gerekliliği konusunda yetersiz bir tesbit ve vurgulamadır?

A Şeytan kibir kin ve isyanla nefsini tercih etmiş, secde ve tövbeyi terk ederek Allahtan uzaklaşmıştır.
B Hz.Adem nefis hesabına planlı günah işlememiş hatasından dönüp tövbe ve secde ederek Allaha yaklaşmıştır.
C Günahtan tövbe eden, tekrarda istekli olmayan, Allahı affedici bulur ve hiç günah işlememiş gibi olur.
D Melek olmadığımıza nefis taşıdığımıza göre işlenebilen günahlar sebebiyle endişe duymamalı dinden de soğutmamalıdır.

Konu-20 Günah nedir? Nasıl anlaşılmalıdır?

Günah, her insanın tanımlayabileceği şekilde ; Kur’an ve Hadislerin (Dinin) emrettiklerine uymamak yasaklarını işlemek şeklinde genel bir tanımlama yapılabilir. Kur’an ifadesiyle Dinin sınırları Helal ve Haram daireleri vardır.

Bazılarında yerleşik “Her şey de günah!” kanısını düzeltmek yeni bir bakış açısı getirmek gerekir. Günah yerine “Negatif ve Pozitif davranış biçimi” demek mümkün.

Allah’ın verdiği orjinal saf temiz fıtrat halini korumak ve her düşünce duygu ve duyumuzu yaratılış amacı istikametinde kullanarak ebedi hayat yolunda mükemmelleştirmekle yükümlüyüz.

Bu açıdan bakılınca günah, temiz ruh hayatımıza bir kir ve lekenin aslında bir yaranın düşmesi gibidir.İnsanın yaratıcısı ile iletişiminin zarar görmesi, arasına mesafe koyması, uzaklaşması vicdanın derinden yanmasıdır.

İnsanın kendine bu şekilde zarar vermesinin yanında başka insanların korunması gereken 5 yönüne (Kalbi-dini, aklı, canı, malı, nesli) zarar vermesi de aynı günah tanımı kapsamında değerlendirilmelidir.

Dini anlamda negatif davranışların bir numaralı gerekçesi (Meleklerde olmayan o) nefistir denebilir. Sanal ve dijital dünyaların çok ötesinde zihin ve duygu dünyamıza sızma yol ve yöntemlerin uzmanı, nefsimizi arka bahçesi yapmak isteyen şeytan da bir o kadar etkili olabilmektedir.Ve tabi ki günahı su içer gibi işleyen inkarcı ya da günah bataklığında yaşayan insanlar da…

Ne var ki bu menfi kaynakların etki gücü, düşünce çimlendirmek duyguları tahrik etmek gibi sanal keyfiyettedir. Realiteye dökülmeyen hiç bir hayali olumsuz davranış tasavvuru günaha dönüşmüş olmaz. Dönüşmüş olanlar da -burada ya da orada- daima silinmeye temizlenmeye adaydırlar. Bu ruh rehabilitasyonu yolunda size ilk tiyomuz hüzün olsun!..

Bir kibrit orman yakar bir mikrop insanı yutar. Bir ot bir duman bir damla alkolle başlar bağımlılık serüvenleri.

Bir günah ne kadar küçük olursa olsun, önemsenmez zamanında temizlenmezse tekrarla büyüyebilir zarar verecek hale gelebilir.

Bir günah ne kadar büyük olursa olsun, tövbe istigfarla hüzün ve insanlığa hizmetlerle küçülür silinir sevaba bile dönüşebilir.

Küçük olsun büyük olsun negatif davranışlarda en büyük risk: İsrarla sürdürülmesi, vazgeçilemez alışkanlık haline getirilmesi, rahatsızlık duymadan zevk alarak işlenmesi, aleni yapılması özendirilmesi, yaygınlaştırma toplumsallaştırma çabaları tövbe ve af imkanını yok edebilir.

Alınacak en önemli tedbir, kalbimizi güzel inançlarla zihnimizi güzel bilgilerle aydınlatmak, içleri aydın çevre ve sevaplı etkinlik alanları edinmek, ibadet ahlak ve iyiliklerle günahlara boşluk bırakmamak.

Soru-18 Hangi tanımlama günah konusunda pozitif düşünmemize engel olur?

A Günah, temiz orjiniyle saf fıtratta dünyaya gelen insanın iradesiyle ruhunda oluşturduğu geçici bir deformasyondur
B İnsana verilen önlenemez nefis arzuları ve kader yazgısı insanın işleyeceği günahlar için bir mazeret sayılabilir.
C Önemsenmeyen, israrla ve zevkle tekrar edilen her küçük günah, büyük günaha dönüşmeye aday demektir.
D Günahların önlenmesinde sağlıklı inanç bilgi, güzel çevre, yararlı etkinlikler, ibadet ve iyilikler önemli rol oynarlar

Konu-21 Büyük günahlar nelerdir?

Kategorik olarak suçların adisi ağırı müebbetliği gibi günahın da kuşkusuz küçüğü büyüğü müebbetliği de vardır.

“B­üyük günah” mânasında kullanılan kebîre (çoğulu kebâir), farklı tanımlarının ortak noktaları dikkate alınıp “dinen yasaklandığı konusunda kesin delil bulunan ve hakkında dünyevî veya uhrevî ceza öngörülen davranış” şeklinde tanımlanabilir. Bunun dışında kalan kötü davranışlara da sagîre (küçük günah) denir.

Ayet: “Size yasak edilen büyük günahlardan sakınırsanız, küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli/övgün bir yere sokarız.” Nisa/31

Ayet: “Ufak tefek kusurları (lemem) dışında günahın büyüklerinden (kebâiru’l-ism) ve çirkin işlerden (fevâhiş) sakınanlara, rabbinin affı şüphesiz boldur.”Necm/32

Ayet: “De ki: Ey kendileri aleyhine aşırı giden/sınırları aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Doğrusu O, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.” Zümer/53

Ayet: “Allah, kendisine şirk koşulmasını affetmez. Bunun dışındakileri dilerse affeder. ” Nisa,/116

Hadis: “Şefaatim ümmetimden büyük günah işlemiş olanlar içindir” (Tirmizî, Kıyamet, 11)

Çeşitli hadis rivayetlerinde Allah’a ortak koşmak, ana babaya karşı gelmek, insan öldürmek, hırsızlık yapmak, yetim malı yemek, faiz zina içki kumar, dürüst kadınları iffetsizlikle suçlamak, laf taşımak, büyü yapmak, savaştan kaçmak, yalancı şahitlikte bulunmak gibi büyük günahların başında zikredilmiştir. (Buhârî, Vesâyâ, 23, Hudûd, Tıb, 45; Müslim, İman, 144) Hadislerde ayrıca Hz. Peygamber (asm)’in büyük günah işlemiş Müslümanlara da âhirette şefaat edeceği belirtilmiştir.

İslam bilginleri büyük günahların sayısını farklı şekillerde sunmuşlar, “Küçük günah ısrar edildiğinde küçük değil, büyük günah da istiğfar edildiğinde büyük değildir.” şeklinde değerlendirmeler de yapmışlardır.

Dikkat edilirse büyük günahlar, insanın korunması gereken 5 temel yönüne (Din, akıl, can, mal, nesil) aile ve toplum huzuruna büyük zararlar verebilecek olumsuz davranış biçimleridir.

Büyük de olsa günah işlemek müslümanlıktan çıkarmadığı gibi ne kadar çok olursa olsun tövbe ile temizlenmez demek de doğru değildir.

Soru-19 Büyük-Küçük günah konusunda hangi değerlendirme doğru değildir?

A Mahkemede suçlu olan çok yakınlarımızın zarar görmemesi için doğru olmayan ifade vermek büyük günahlardandır
B Büyük günah insanı inançtan uzaklaştırır ve tövbesini bozarak tekrar günah işleyenin tövbesi kabul olmaz
C Büyük günah tövbe ile büyük olmaktan çıkar küçük günah da israrla tekrar edildiğinde küçük olmaktan çıkar
D Büyü yapmak büyük günahlardan biri sayılmaktadır

Konu-22 Allah’ın bağışlayıcılığı nasıldır?

Ayet: “(Resulüm!) Kullarıma, benim çok bağışlayıcı ve pek esirgeyici olduğumu haber ver.” Hicr/49

Ayet: “De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümitkesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki o, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” Zümer suresi/53

Allah Rahman (Merhametli), Rahim (Merhametli), Tevvab (Tevbeleri kabul eden), Rauf (Şefkatle muamele eden), Gafur, Gaffar (Affı mağfireti bağışlaması bol), Afüvv (Affedici), Mücib (Dualara icabet eden) gibi isimlere sahiptir.

Ayet “…Şüphesiz Allah çok affedici ve bağışlayıcıdır.” Nisâ/43

Ayet: “Rabb’iniz merhamet etmeyi kendisine yazdı. Sizden kim, bilmeye- rek bir kötülük yapar, sonra ardından tövbe edip de kendini ıslah eder- se, bilsin ki Allah çok bağışlayan, mağfiretini bolca dağıtandır.” Enâm/54

Hadis: “Kulunun günahlarına tövbe etmesinden dolayı Allah’ın sevinci, sizden birinizin ıssız çölde devesi ile giderken, onu üzerindeki yiyecek ve içecekle birlikte elinden kaçırması üzerine ümitsiz bir hâlde beklerken devesini yanıbaşında görmesi üzerine, duyduğu sevincinden daha çoktur.” Müslim, Tövbe, 1

Bir kadın çocuğunu ateşe atmaz. Allah kullarını hiç atmaz.

Hadis: Hz. Ömer anlatıyor: “Peygamberimizin huzurlarına Havazin Kabilesi’nden bazı esirler gelmişti. Esirler arasında emzikli bir kadın vardı. Çocuğunu kaybetmişti. O kadın göğsüne biriken sütü sağıyor, çocuklara veriyor, emziriyordu. Bu kadın esirler arasında çocuğunu bulunca hemen alıp bağrına bastı ve derin bir şefkatle çocuğunu emzirmeye başladı. Bunu gören Peygamberimiz bize: “Şu kadının çocuğunu ateşe atar mı?” diye sordu. Biz: “Hayır, atmaya gücü yettiği sürece atmaz.” dedik. Bunun üzerine Peygamberimiz: “İşte Allah kullarına karşı bu kadının çocuğuna şefkatinden daha merhametlidir.” buyurdu. Müslim, Tövbe, 5

Konu-23 İnsan neden bağışlayıcı olmalı Kötülük yerine iyilik yapmalıdır?

Ayet: “Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, kusurlarını başlarına kakmaz, kusurlarını örterseniz, bilin ki, Allah çok bağışlayan, çok bağışlayandır.” Teğâbün/14

Hadis: “Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanın kusurunu örterse, Allah da Kıyamet günü onun kusurunu örter.” Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58

Ayet: “Ancak tövbe ve iman edip iyi davranışta bulunanlar başkadır; Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir. Kim tövbe edip iyi davranış gösterirse şüphesiz o, tövbesi kabul edilmiş olarak Allah’a döner.” Furkan/70-71

Ayet: “…iyilikler kötülükleri günahları giderir. Bu, öğüt almak isteyenlere bir hatırlatmadır.” Hûd/114

Ayet:İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğe) en güzel bir şekilde mukabele et. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur.” Fussilet/34

Soru-20 Hangi sonuçlar insanları bağışlamanın ve kötülük yerine iyilik yapmanın gerekçesi olabilir?

A Allah affedene sevap yazar – Kötülük yapana günah yazar
B Allah affedenin Kötülüğünü iyiliğe çevirir – Kötülük yapan düşmanı dost yapar
C Allah affedenin kusurunu örter – Kötülük yapanı affetmez
D Allah affedenin sıkıntısını giderir – Kötülük yapana ceza verir

 

————————

12.Sınıf 2.Sınav
3.Ünite: Hz.Muhammed’i anlama Sallallahü aleyhi ve Sellem
4.Ünite: İslam düşüncesinde Tasavvufi yorumlar

Konu-1 İslam Dininin 4 temel kaynağı hangileridir?
1-Kur’an
2-Sünnet
3-İcma. (İslam bilginlerinin bir konuda görüş birliğine varması onaylaması)
4-Kıyas. İslam bilgininin kıyamete kadar oluşacak yeni güncel konularda, ilk üç kaynağa bakarak dini hüküm vermesidir.
(Örnek: Organ nakli bugünkü şekliyle Kur’an Sünnet ve icmada aynen görülmeyebilir. Fakat insan hayatını kurtarma konusu vardır. Buna bakarak hayat kurtarma amaçlı organ nakline cevaz verilir.)
İctihad: Kur’an ve Sünneti esas alarak yetkili alimlerin bir konuda dini hüküm vermesidir. İctihad yapan Alimlere müctehid denir.

Soru-1 Tüp bebek sahibi olmak isteyen birine, dini otoriteler, dinin hangi kaynak yöntemine başvurarak hüküm verme durumunda kalırlar?

A İcma B Hadis C Kıyas D Kuran

Konu-2 Hadis ve Sünnet nedir, sünnet kaç çeşittir?

Hadis: Peygamberimizin sözlerine denir. Ayrıca İslam ilim dallarından biridir.

Sünnet: Peygamberimizin söz ve davranışlarına denir. Üçe ayrılır:
1-Kavli sünnet: Peygamberimizin sözleri (Peygamberimiz Kur’anı bazen aynen bazen farklı sözlerle tekrar etmiş bazen açıklamış bazen Kur’an’da olmayan sözler desöylemiştir)
2-Fiili sünnet: Peygamberimizin davranışları (Peygamberimiz Kur’an’ı aynen yaşamış inanç ibadet ahlak ve topyekün hayat yönleriyle adeta o kitabı insanlaştırmıştır. Kur’an’da detayı verilmeyen ibadet şekillerini davranışlarıyla öğretmiştir.)
3-Takriri sünnet: Peygamberimizin birinde görüp de itiraz etmediği (sessiz onay) davranışlardır. (Peygamberimiz intihar eden birinin namazını kılmamış kılanlara da sessiz kalarak yasaklamamıştır.)

Soru-2 Peygamberimizin ailesi için sadaka almaması, eline geçenleri ihtiyaç sahiplerine hemen dağıtması, hangi sünnet çeşidinin ifadesidir?

A Fiili sünnet B Kavli sünnet C Yardım sünneti D Takriri sünnet

Konu-3 Kütüb-i Sitte nedir, hangileridir? (6 ana hadis kitabı)

Buhari sahih’i, Müslim Sahih’i, Ebu Davut Sünen’i, Tirmizi sünen’i, İbn-i Mace Sünen’i, Nesai sünen’i. (Buhari Müslim, Kuran sonrası en sağlam iki kaynak kabul edilir.)
Ayrıca Ahmed bin Hambel Müsned’i, Darimi sünen’i, İmam Malik Muvatta’ı ünlüdür

Peygamberimizden 2 asır sonra Hadisleri toplama yazma sınıflandırma ve kitaplaştırma işlemleri başlamıştır. Hadis alimleri rivayet zinciri konusunda iki temel kriteri esas almıştır. Hadis nakleden kişinin ahlaki değerler açısından ve zihin sağlığı açısından yeterliliğe sahip oluşları dikkate alınmış, uydurma hadislerle ilgili ayrı kitaplar yazılmıştır.

Peygamberimiz «Benim söylemediklerimi her kim bana isnad ederse cehennemdeki yerini hazırlasın.» buyurmuştur.(Buhari-Müslim)

Soru-3 Hangisi kütüb-ü sitte denilen hadis kitapları içinde yer almaz?

A Müslim Sahihi B Darimi Süneni C Tirmizi Süneni D Ebu Davut Süneni

Konu-4 İslam ilim dalları hangileridir?

1-Tefsir. Kur’an’ın geniş açıklanması ve yorumlanması (Bilgine Müfessir denir)
2-Hadis. Peygamberimizin sözlerini inceler. Adalet (Ahlak) Zabt (Sağlıklı zihin) yönleriyle rivayet zincirini inceleyip sağlıklı hadisi uydurma hadisten ayıran ve Peygamber söz ve fiilerini değerlendiren ilim dalıdır. (Muhaddis)
3-Kelam. İnanç konularını işler. Ayetleri akıl ve mantık açısından inceler (Mütekellim)
4-Fıkıh. İbadet ve hukuk konularını işler. (Fakih)
5-Tasavvuf. Nefsi eğitme çok zikir ve ibadetle Allah aşkına ulaşma ahlaklı olma konularını işler. (Mutasavvıf-Sufi)
6-Siyer. Peygamber hayatını işler. Kapsamlı şekli İslam Tarihidir.

Soru-4 “Namazı neler bozar!” ya da “Dini açıdan alışveriş nasıl olur” sorularını sorduğunuzda, hangi ilim dalının ilgi alanına girmiş olursunuz?

A Tasavvuf B Tefsir C Fıkıh D Kelam E Hadis

Konu-5 Peygamberimizin beşeri ve Peygamberlik yönü ne demektir?

Peygamberin insanlara örnek olabilmesi için kuşkusuz melek değil insan olması gerekir. Fakat yine insanlara örnek olabilmesi için insanlardan farklı yönü ve yetkisi olan bir insan olması da gerekir.

Ayet Peygamberimizin Beşeri yönü ile Peygamber yönünü bir arada belirtir.

Ayet: “De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana ilâhınızın bir tek İlâh olduğu vahy olunuyor.” Kehf/110, Fussilet/6

Ayet: “Ben gaybı da bilmem. Size ben meleğim de demiyorum…” Enam/50

Ayet: “O, arzusuna (kafasına) göre konuşmaz. O (söyledikleri) vahyedilenden başkası değildir.” Necm-17-18

Ayet: “(Resûlüm!) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” Ali İmran/31

Hadis: “Hristiyanların Meryem oğlu İsa’ya yaptıkları gibi, beni aşırı şekilde övmeyin! Ben ancak Allah’ın kuluyum. Bana ‘Allah’ın kulu ve Rasûlü’ deyin!” (Buhari, Enbiyâ, 48)

Yahudiler Peygamberi değersizleştirilmiş tefritle günah işleyen sıradan insanlar olarak görmüş hatta iki Peygamberi öldürmüşler.

Hıristiyanlar da Peygamber olan İsa’ya aşırı değer yüklemişler ifrata kaçarak tanrılaştırmışlar.

İslam denge sağlamış Peygamber tanrı olamaz “abdühü” Allah’ın kuludur,
Peygamber sıradanlaştırılamaz günah işler denemez “ve Rasulühü” Allah’ın Rasulü-elçisidir demiştir.

Soru-5 Kur’an’a göre Peygamberimiz hangi şekilde nitelendirilmemiştir?

A Ben sizin gibi bir beşerim Melek değilim
B Kafasından değil vahiy ile konuşan Peygamberdir
C Allah’ın bildirmesiyle gaybı bilirim
D Allah’ın sizi sevmesini istiyorsanız bana uymalısınız

Konu-6 Kur’an’da Peygamberimiz Hz.Muhammed’in (S.A.V.) anlamı ve değeri nasıl ele alınmaktadır?

Ayet: “Biz Allah’ın peygamberleri arasında ayırım yapmayız.” (2/285)

Hepsi Allah tarafından seçilmiş rütbe verilmiş Peygamberlikle görevlendirilmiştir. İnanma ve saygı konusunda aralarında ayırım yapılamaz.

Ayet: “Peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık.” (2/253; 17/21, 55)

Peygamberlerin bazısına kitap ve nam (Ayrıcalıklı isimler; Kelimullah, Halilullah, Ruhullah, Habibullah gibi) her birine farklı vasıflar hususiyetler misyonlar mucizeler verilmiştir.

Hz.Muhammed (S.A.V.) son ve evrensel Nebi olarak Peygamberlik binasının köşe taşı, namesinin mührü, cemaatinin imamı gibidir.

Ayet: “İşte şimdiye kadar zikrettiğimiz resûllerden kimini kimine üstün kıldık. Allah onlardan bazısına hitap buyurdu, bazısını birçok derecelerle yükseltti.” (Bakara, 2/253)

EN (Kamil) İNSAN!

1-O en güzel yaratılışta. Dış yapı. Ahsen-i Takvim. Tin/4
2-O en şerefli makamda. İç yapı. Eşref-i mahlukat. İsra/70
3-O en güzide misyonda. Yeryüzünü namlandırma. Halife. Bakara/30
4-O en gözde konumda. Alemlere Rahmet. Enbiya/107 Mühür Nebi (33/40)
5-O en yüce ahlakta. Hayata rehber. Kalem/4
6-O en güzel örnek. İnsanlığa model. Ahzab/21
7-O Kur’an’da şanı yüceltilmiş (94/4), Makamı Mahmuda yükseltilmiş (17/79) Allah ve meleklerin salatına ermiş (33/56) Nur kandil denmiş (33/46) kevser verilmiş (108/1) Şefkat ve Merhametle ümmetine en düşkün (9/128)ve İsra ve Mirac ile Allah huzuru ile şereflendirilmiş (17/1, 53/1-18) olarak tanımlanır.

Hadis: “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” Muvatta, Hüsnül Hulk,1

Soru-6 Kur’an’a uygun olarak, Peygamberlere ve Peygamberimize, aşırılıktan uzak ölçülü bakış nasıl olmalıdır?

A Peygamberler hata yapabilir günah işleyebilir masum değildir
B Peygamberler övgüden uzak tutulmalı insanlardan farklı görülmemelidir
C Peygamberler vahiy alan seçilmiş insanlara örnek bizim gibi insanlardır
D Peygamberler gayb bilgisine sahip insan ötesi kutsal kişilerdir

Konu-7 Kur’an’da Peygamberimizin konumu ve misyonu nasıl ele alınmaktadır?

Ayet: “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız- onu Allah’a ve Resûl’e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.” Nisa/59

Ayet: “Hayır, Rabbına andolsun ki, aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem kılıp; verdiğin hükme, içlerinde bir sıkıntı duymadan rıza ve teslimiyet göstermedikçe iman etmiş olmazlar” Nisâ/65

Ayet: “Peygambere itaat eden Allah’a itaat etmiş olur” Nisâ/80

Ayet: “Peygamber size neyi verirse onu alın; size neyi yasaklarsa, ondan da uzak durun” Haşr/7

Ayet: “(Resûlüm!) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” Ali İmran/31

Soru-7 “Kur’an’daki Hz.Muhammed” e uymayan tanımlama hangisidir?

A Peygamberimizin dediğini yapan Allahın dediğini yapmış olur
B Allah Peygamberimize Din adına hüküm koyma yetkisi vermiştir
C Allahın kuluna sevgisi Peygamberine uymasına bağlıdır
D Peygamberimiz Kur’an’da olmayan konuda söz söylemez

Konu-8 Peygamberimizin iki temel görevi nedir? Dinin anlaşılmasında Sünnetin rolü nedir?

1-Kur’an’ı açıklamak:

Ayet: “İnsanlara açıklaman için düşünüp anlasınlar diye Kuranı indirdik” Nahl/44

Kuran namaz oruç hac zekatı farz kılmış detay vermemiştir. Bunların açıklamasını Peygamber yapar.

Hadis: “Ben namazı nasıl kılıyorsam siz de öyle kılın!” Buharî/18
Aynı şekilde haccın yapılış şeklini zekat oranlarını Peygamberimiz belirlemiştir.

2-Kur’an’da olmayan hükmü koymak:

Kur’an sadece şarap haram der. Peygamberimiz genelleştirir.

Hadis: “Sarhoşluk veren her şey haramdır” .
(Buhari, Vudû1 71, Eşribe 4; Ebu Dâvud, Eşribe 5, 3682, 3687; Tirmizî, Eşribe 2, 1863, 1866; Nesâî, Eşribe 23; İbn Mâce, Eşribe 9, 3386; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 6/36, 97) diyerek hangi isim altında olursa olsun alkol giren her içeceğe haramlık getirir.

Bir damlası da haram mı sorusuna cevapla da miktarını belirler.
Hadis: “Çoğu sarhoş eden şeyin bir azı da haramdır.” Tirmizî, Eşribe 3; Ebû Dâvud, Eşribe 5; Nesâi, Eşribe 25

Yırtıcı hayvanların haramlığı kuranda geçmez.

Ayet: “O peygamber onlara temiz şeyleri helâl, pis şeyleri de haram kılar ” A’râf/157
Kuran domuz ölmüş hayvan etini kanı yasaklar. Yırtıcı ve iğrenç görünen hayvanlara değinmez. Bunları Peygamberimiz yasaklar.

Hadis: “Azı dişi olan her yırtıcı hayvanın ve pençesiyle avlanan her kuşun yenilmesi yasaktır” Müslim, Sayd,15,16; Ebû Dâvûd,Atime,32; Tirmizî,Sayd,9,11

Tiksinti veren iğrenç görünümlü insan doğasına ters yapısı olan hayvanların yenmemesi konusunda da Peygamberimiz uyarıları vardır. Bir yolculukta sofraya keler-kertenkele konmuş yüzünde hoşnutsuzluk oluşmuş yememiş (Çöl şartlarında yiyecekleri o olduğundan) yiyenlere engel olmamıştır.

Soru-8 Ayette Şarab kavramı geçer, Kur’an’da olmayanı Peygamber açıklar. Buna göre “Sarhoşluk veren her şey haramdır” hadisi neyi anlatır?

A Namaza alkollü olarak gelmek haramdır
B Kuranda geçen şarabı içmek haramdır
C Alkolün insanı sarhoş edecek kadarı haramdır
D Alkol içeren bütün içecekler haramdır

Soru-9 “Sarhoş etmeyen bir kadeh içki günah olur mu?” sorusuna verilen Peygamber cevabı hangisi olmuştur?
A Haram içecekte şifa yoktur
B Sarhoşluk veren her içecek haramdır
C İçki bütün kötülüklerin anasıdır
D Çoğu sarhoş edenin azı da haramdır

Soru-10 Kuranda yırtıcı ve tiksinti veren havyan etinin haramlığı geçmez. Bunu Peygamberimiz belirtir. Bu, onun hangi yönünü anlatır?

A O Kuranda olmayan yeni hükümler koyabilir
B O Kurana uyanı cennetle müjdeleyicidir
C O Kuranın en yetkili açıklayıcısıdır
D O Kurana uymayanların uyarıcısıdır

Konu-9 Peygamberimizin yöresel ve evrensel yönü ne demektir?

1-Yöresel yönü: Kişiye kültüre örf ve adetlere göre konuşması davranması

2-Evrensel yönü: İnanç ibadet ve ahlakta dine vahye göre konuşması davranması

3-Yöresel söz ve davranışlarında evrensel mesajlar: Peygamberimizin kişiye yöreye örf ve adetlere göre konuşması ve davranması da bir kısım evrensel mesajlar içermektedir.

Hadis: “Biriniz sırtüstü uzanıp da ayak ayak üstüne atmasın.” Müslim Libas, 74
Mescidde rahatça sırt üstü uzanıp ayaklarını üst üste koyanı görünce bunu yapmayın demiştir. Çünkü onların kıyafeti ayıp yerlerinin görünmesine yol açabilir. Bu evrensel emir değildir. Cami içinde uzanma yasağı anlamına gelmez.

Hadis: ” Zor gelmeyeceğini bilseydim size misvak kullanmayı emrederdim” Müslim Taharet, 42
O gün ağaç kökü misvak vardı o kullanılırdı. Bugün farklı araçlar var. Ama ağız sağlığı diş temizliği kıyamete kadar insan sağlığı insan için gerekli olduğuna göre bu yöresel yaklaşım evrensel bir mesaj içermektedir.
Ne var ki günümüzde diş macunları ve fırçaları çok besin maddesi gibi tartışılmaktadır. Diş macunları için ağız deterjanı diyenler vardır. Misvak üzerine yapılan bilimsel analizlerde ağız sağlığı için gerekli korumayı sağladığı belirlenmiştir.
Dünya Sağlık Örgütü, 1987 senesinde, oral hijyen uygulamalarında misvakı fırçaya alternatif bir araç olarak kabul eder ve tavsiye eder.

Basit adetlerde bilimsel veriler:

Hadis “Suyu ayakta içmeyin!” Müslim, Eşribe 116
Bu dini bir yasak değil tavsiyedir. Doktorlar diyor ki ayakta içilen su birden mideye inip zarar verebilir ve işlem görmeden doğrudan bağırsaklara geçer. Oysa otururken mide kıvrılacağı için su orada oyalanıp işlemden geçer, dezenfekte edilir.

Hadis: “Suyu üç yudumda için, içine nefes vermeyin” Buhari Eşribe 25,26 Müslim Taharet 64,121
Vücut bir iki yudumda alışır ve içeceğimiz temiz su içine, vücutta yaktığımız oksijenin karbondioksite çevrilmiş nefesimizi tekrar içmemiş oluruz.

Hadis: “Ayakta idrar yapmayın!” Bu da dini emir değil tavsiye. Doktorlar oturmak yararlı diyor.

Yine doktorlar sağlık açısından, Peygamberimiz gibi sağ tarafa kıvrılarak (embriyo gibi) yatmayı tavsiye ediyorlar. Uzay adamları da o pozisyonda gönderiliyor.

Soru-11 Peygamberimizin bulunduğu toplumun örf adet ve geleneklerine göre konuşup davranması nedir?
A Yöresel davranışı
B Evrensel davranışı
C Dini davranışı
D Peygamber davranışı

Soru-12 Peygamberimizin, “Camide uzanmayın” “Misvakı emrederdim” “Ayakta su içmeyin” “Su kabına nefes vermeyin” gibi sözleri hangi kategoride değerlendirilebilir?

A Tamamen yöresel yönüne bakar örf ve geleneklerle ilgilidir
B Evrensel olarak söylediğinden dini birer emir sayılır
C Yöresel söz içinde evrensel mesaj olarak değerlendirilir
D Yöresel söz içinde evrensel Din kuralı olarak ele alınır

Peygamberimiz “Bu ağızdan haktan başkası çıkmaz” buyurur. Ağaç aşılama konusunda “Bu, sonucu etkilemez” der. Aşılama yapmazlar ürün olmaz. Peygamberimiz dünya işlerini iyi bilirsiniz” der. Açıklamasını okumak isteyenler Bakınız:
http://m.sorularlaislamiyet.com/index.php?oku=10329
http://www.yeniumit.com.tr/konular/detay/hurma-agaclarinin-asilanmasi-ile-ilgili-rivayetlerin-tevhid-i–rububiyet-acisindan–degerlendirilmesi

Konu-10 Tasavvuf nedir? Tasavvuf kavramları nelerdir?

Nefsi kötü duygu ve düşüncelerden arındırmayı (Tezkiye), Allah’dan başka fani her şeyi (Masiva) aşarak,
Allah’ı çok anarak (Zikir-Ezkar)
Allah’a yaklaşma yoluna girmeyi (Seyr-u süluk),
kalbe yalnızca Allah sevgisini-aşkını yerleştirmeyi hedef alarak O’nda fani olmayı (Fena fillah)
Dünya zevklerinden uzak kalmayı (Züht-Zahit)
Takvayı ve yüksek ahlaklı (Kamil insan) olmayı amaç edinen bir disiplin ve düşünce akımıdır. Tasavvufla ilgilenen bilgine Mutasavvıf, genele Sufi denir.

Soru-13 Tasavvufta geçen “Seyr-u Süluk” nedir?

A Tasavvuf kitabı B Nefis terbiyesi C Allah aşkı D Ruhani yolculuk

Soru-14 Tasavvufta dünya zevklerinden uzaklaşıp ahiret işlerine yoğunlaşmak nedir?

A Seyr-u Suluk B Züht C Tarikat D Fena fillah

Konu-11 Tasavvufta temel üç amaç nedir?

1-Nefsi negatif duygu düşünce ve davranışlardan temizlemek uzak tutmak.
Nefsin hoşuna giden meşru dairede bile hassas duyarlı sınırlı yaşamak. (Züht hayatı. Yaşayana Zahit denir)
Ayet: “Nefsini(kötülüklerden) arındıran kurtuluşa ermiştir.” Şems/9

2-Kalbe sadece Allah zikrini-aşkını-sevgisi yerleştirmek.
Ayet: “Biliniz ki kalpler ancak Zikirle-Allah’ı anmakla huzur bulur.” Rad/28
Ayet: “İnsanlardan bazıları Allah’tan başkasını Allah’a denk tanrılar edinir de onları Allah’ı sever gibi severler. İman edenlerin Allah’a olan sevgileri ise (onlarınkinden) çok daha fazladır.” Bakara/165

3-İnsanı ruh mertebelerine ulaşan, güzel ahlaklı hep iyilik yapan Kamil insan haline getirmek.

Soru-15 “Kamil İnsan” kavramı nasıl tanımlanabilir?

A Maddesini aşıp transa geçebilen olağanüstü yapıdaki kurtarıcı insan
B Nefsini arındırıp ruhu manevi yüceliklere ve ahlaka ulaşan insan
C Çevresinde çok müridi-talebesi taraftarı olan şeyh
D Tasavvufta ilerleyip keramet göstermesi gereken insan

Konu-12 Tasavvufun oluşum sebepleri nelerdir?

1-Kur’an ve Hadis ifadeleri:
Kur’an nefsi temizlemeyi kötülük ve günahlardan arındırmayı öğütler:
Ayet: “Nefsini(kötülüklerden) arındıran kurtuluşa ermiştir.” Şems/9
Ayet: “Biliniz ki kalpler ancak Zikirle-Allah’ı anmakla huzur bulur.” Rad/28
Ayet: “Güzel söz ve bağışlama, arkasından incitme gelen sadakadan
daha iyidir …” Bakara/263

2-Peygamber sonrası fetihlerin çoğalması ve coğrafyanın gelişmesi; hem zenginliğin ve lüksün artmasına hem de farklı milletlerin inanç kültür ve yaşam tarzlarının sosyal yaşamı ve saf dini anlayış ve yaşam biçimini etkilemesine sebep olmuştur.

3-Siyasi sebeplerle iktidar çatışmaları nedeniyle düşmanlık duygusuyla hareket eden kitlelerin oluşması, Peygamber dönemi kardeşlik safvetinin bozulması, mevki ve dünyalıklara yönelişin artması vb. oluşumlar, özellikle Zahid karakterli Ebu Zer gibi bazı Sahabenin saflaşma ve manevi hayata yönelme isteğini ateşlemiş çevresinde yönelişler başlamıştır.

Soru-16 Hangisi Tasavvufun oluşum gerekçelerinden biri sayılmaz?

A Kur’an’da geçen nefsin arındırılması Allah zikri ahlak gibi konular
B Zenginlik ve lüksün artması ahlaki duyarlılığın azalması
C İslam dininin dünyadan soyutlanmış ruhani hayatı özendirmesi
D Siyaset çatışmaları ve çıkar kavgalarının kardeşlik duygularını zayıflatması

Konu-13 Tasavvuf dönemleri ve temsilcileri?

Peygamberimizden sonra üç dönem:

1-Zühd dönemi. 1.ve 2. yüzyıl. Sade yaşam. Dünya malına ve zevklerine kapılıp Ahireti unutmama adına duyarlı bir yaşam.
Oluşum sebebi: Peygamber sonrası fetihlerin artması zenginliğin çoğalması değişik milletlerin yaşam tarzlarının görülmesi ve siyasi çatışmalar karşısında Zahid karakterli Ebu Zer gibi Sahabenin dünyaya bu yönelişe tepki göstermesi Peygamber dönemindeki içten kardeşçe fedakarca manevi doyumlu o orijinal hayata özlem duyma. Hasan Basri (öl:728) Rabiatül Adeviyye (öl:801)

2-Tasavvuf dönemi. 3. ve 4.yüzyıl. İlmi disiplin dönemi.
Bu dönemde Tasavvuf terimleri oluştu kitaplar yazıldı.
Haris el-Muhasebi (öl.857) Zünnun Mısrı (öl:859) Beyazıtı Bistami (öl:848) Hallac-ı Mansur (öl:919) Cüneyd-i Bağdadi (öl:920) İmam Gazali (öl:1111) sonrası sistematikleşti. Muhyiddin ibn-i Arabi (öl:1239)

3-Tarikat dönemi. 12. Yüzyıl. Kurumsallaşma yaygınlaşma dönemi. Tasavvufi düşünce ve yaşamın öğretildiği ve öncelikle yaşandığı kurumlar. Türklerin Müslüman olmasında Anadoluda yayılmasında ve Batıya açılmasında önemli misyon görmüşlerdir.

İlk tarikat kurucuları
Abdülkadir Geylani (Bağdat,öl:1077) Ahmed Rufai Basra,öl:1182) Ahmed Yesevi (Türkistan,öl:1166) Mevlana (öl:1273) Hacı Bektaş Veli (Nişabur,öl:1271)

Mutasavvıflar kimlerdir?
Tasavvuf düşüncesinin sistemli hâle gelmesinde, Müslümanlar arasında yaygınlaşmasında bazı kişilerin önemli bir bir rolü olmuştur. Hasan Basrı, Rabiatül Adeviyye, Zünnun Mısri (öl. 859), Beyazıt Bestami (öl. 874), Cüneydi Bağdadi (öl. 910), İmam Gazali (öl. 1111), Muhyiddin ibn-i (öl. 1165) Ahmet Yesevi (öl. 1166) ve Mevlâna (öl. 1273) Yunus Emre bunlar arasında sayılabilir.

Soru-17 Hangi dönem Tasavvuf tarihinde yer almaz?

A Tarikat dönemi B Zühd dönemi C Sahabe dönemi D Tasavvuf dönemi

Soru-18 Hangisi ünlü Mutasavvıflardan birisi değildir?

Hangisi mutasavvıflardan biri değildir?

A Hasan Basri B İmam Gazali C Cüneydi Bağdadi D İmam Müslim

Konu-14 Tasavvufta varlığa bakış nasıldır?

Varlıklar Allah’ın sıfat ve isimlerinin, güneş ışığının akan sudaki yansımaları gibi tecellisinden ibarettir. Her varlıkta Allah’ın isimlerinin eseri vardır. Cemal isminden güzellikler her varlıkta yansır. Her varlık Allahın sanat eseridir sevilmeye layıktır. Ama esas sevgiyle bağlanılması gereken her güzelliğin kaynağı Allahtır. Ve canlı cansız alemdeki her varlık Allahı tesbih eder.

Varlıkların en üstünü ve yeryüzü halifesi insan, Allahın sıfatlarını güzel isimlerini taşımaktadır bir ayna gibi en mükemmel şekilde yansıtmaktadır.

İnsan-ı Kamil, en mükemmel insan Hz.Muhammed (S.A:V.) dir. Bu kavrama göre insan ilahi sırları ve varlığın hakikatını kavrayabilir. Tasavvufi eğitim bunu sağlar. İnsan küçük alemdir, büyük alemin yaratılış sebebidir ve kainattan örnekler taşır.İnsan kainat ağacının bir çekirdeği aynı zamanda da meyvası gibidir, özü ve özetidir. İnsan maddi yönüyle nefsiyle dünyaya yönelirken manevi yönü ve ruhu aslına dönme Allaha kavuşmayı arzular.

Tasavvufta, Kur’an kavramlarından alarak nefis için 7 mertebe düşünülür; emmare, levvame, mülhime, mutmainne, radıye, mardıyye, safiye… Saflaşmış insan İnsan-ı kamil mertebesine yükselen insandır ve o her varlıkta Allah’a ait tecellileri görür yerde gökte olan her şeyin Allah’ı tesbih ettiğinin bilincinde olur ve Allah O’nun gören gözü konuşan dili işiten kulağı tutan eli yürüyen ayağı gibi olur, her yaptığı iyilik ve güzel davranış olarak dökülür.

Soru-19 Tasavvufun “insan” tanımlamasına uygun düşmeyen cümle hangisidir?

A İnsan Allah’ın güzel isimlerini mükemmel yansıtan en güzel aynadır
B İnsan meditasyonlarla ruhsal güçleri ve kutsallığı elde edebilen varlıktır
C İnsan yeryüzünün halifesi adıyla seçkin görevi olan varlıktır
D İnsan kainatın özü ve özeti bir varlıktır

Konu-15 Tasavvufta ahlak anlayışı nasıldır?

Ahlak: Huy, yaratılış, tabiat, davranış alışkanlığı
Terim olarak, insanı iyi veya kötü olarak niteleyen manevi özellikleri, huyları, duygu ve düşüncelerinin sonucu ortaya koyduğu iradi daranışlar bütünüdür.

Tasavvufun amacı güzel ahlaktır, insanı kötü davranışlardan uzaklaştırıp güze ahlaklı iyi davranışlara yönlendirmek yani güzel ahlaklı yapmaktır. Tasavvuf tahalluktur Hz.Muhammed ve Kur’an ahlakıyla ahlaklanmaktır, güzel ahlaka sahip olmaktır.

Tasavvufa göre güzel ahlakı kazanmanın birinci yolu Nefis terbiyesidir. İnsan yaratılıştan geldiği temiz fıtratını nefsin eğilimleri arzuları sebebiyle kaybetmeye başlar. Tasavvuf nefsi eğiterek insana kendisini tanıtmaya ve asıl orjinal yapısına kavuşturmaya ahlaki olgunluğa kamil mertebeye-kemale ulaştırmaya çalışır.

Tasavvufta nefis terbiyesi doğal ihtiyaçları ve hayatı terk etmek değil (Ruhbanlık ve Hıristiyanlık, Yogizm ve Hinduizm) nefsin arzu ve isteklerini ve zararlı olabilecek duygularını kontrol altına almaktır. Şehvet, öfke, kibir gibi. Bazen helal de olsa çok yeme içme zamanı boşa harcama çok konuşma ve uyuma gibi.

Tasavvufta seyru süluk kavramı önemli yer tutar. Bu O’na ulaşma yolunda yolculuk demektir. Bir boyutunda nefsi eğitme diğer boyutunda çok zikirle Hakka yakınlaşma bunların sonucunda da güzel ahlak zirvesine (insan-ı kamil) ulaşmaktır.

İbni Haldun, “Tasavvuf, ibadete ısrarla devam etmek, Allah’a yönelmek, dünyanın süs ve aldatıcılığından yüz çevirmek, halkın sevdiği ve rağbet ettiği zevk, mal, servet ve şöhrete ilgi duymamaktır.”

Cüneyd Bağdadi: “Tasavvuf iyi huydur. İyi huyların ne kadar çok olursa tasavvufta o kadar ilerlemiş olursun …”

Soru-20 Ahlaklı insan ilkesini benimseyen Tasavvuftaki “Kamil İnsan” kavramı nasıl tanımlanabilir?

A Maddesini aşıp transa geçebilen ruhsal yapılı kurtarıcı insan
B Nefsini arındırıp maddesini aşan manevi derecelere sırlara ulaşan insan
C Çevresinde çok sayıda müridi-talebesi taraftarı olan şeyh
D Tasavvufta ilerleyip keramet göstermesiyle ünlenmiş seçkin insan

 

————————

12.Sınıf 3.Sınav
4.Ünite: Kültürümüzde Etkin Olan Tasavvufi Yorumlar
5.Ünite: İslam ve Barış

Konu-1 Ahmet Yesevi ve Yesevilik oluşumunun etkisi nedir?

Hoca Ahmet Yesevi’nin (Türkistan Yesi şehri. Öl:1167) görüş ve düşünceleri çerçevesinde oluşmuş tasavvufi bir akımdır.

Hz.Ebu Bekir ve Hz.Ali’ye dayandırılır, Orta Asyada yayılır, Anadolu ve Balkanlara geçilir. İslam inançları ibadetleri ahlakı anlatılmış Türk Kültürü örf ve adetleri ile Tasavvuf kültürü birlikte işlenmiştir.

Divan-ı Hikmet adlı eserinde İlahi aşk, insan benliği, sevgisi ve hoşgörü temalarını işlemiş, zikir, tefekkür, tevekkül, dua, ihlas, cömertlik, ikram, çalışmak, bilim gibi konular üzerinde durmuş, kısa ömrü Allah sevgisiyle doldurmayı yoksullara yardım etmeyi tavsiye etmiştir. Hoca Ahmet Yesevi’nin güzel ahlakı ve dinî değerleri konu alan şiirlerine hikmet adı verilir. Sözlerini Türk Halk Edebiyatına uygun sade dil ve nazım şeklinde ifade etmiştir.

Dergahının girişindeki “Edeb ya hu!” sözü ünlüdür.

Ahmet Yesevi ve dergahları aynı zamanda Tekkelerin ve Tekke Edebiyatının ve sonraki mutasavvıfların öncüsü olmuştur. Türklerin İslamı anlamasında Anadoluya yayılmasında ve Batıya yayılmasında önemli rol oynamıştır. Sonradan gelecek Anadolu mutasavvıflarına ve Tarikat kurucularına da örnek olmuştur

Soru-1 Kur’an ahlakını, Halk kültürü Tasavvuf edebi ve “Hikmet” li sözlerle ifade eden, öğretisi ve kendi ismiyle anılan tarikatıyla Anadolu Mutasavvıflarına öncülük yapan ünlü Türk Mutasavvıfı kimdir?

A Mevlana B Ahmet Yesevi C Yunus Emre D Hacı Bektaş Veli

Konu-2 Kadirilik ve Nakşibendilik tarikatlarının ilkeleri nelerdir?

Abdülkadir Geylani (İran,Bağdat,öl:1160)

Anadolu’da 15.yy da Eşrefoğlu Rumi ile yayıldı. Allah zikri, ilim, nimetlerin değerini bilmek, haramdan sakınmak, insanlara hizmet etmek esaslarıdır. Eserleri Fethür-Rabbani ve el.Gunye

Abdülkadir Geylani, tasavvuf alanındaki bilgisi, güzel ahlakı ve ilmî sohbetleriyle insanları etkilemiştir. Onun tasavvufi görüşleri zamanla Anadolu, Orta Asya ve Afrika’ya kadar yayılmıştır.

Kâdirilikte Allah’ı zikretmeye büyük önem verilir. Bu akıma mensup kimseler gündüzleri oruç tutup geceleri az uyumaya, sürekli Allah’ı tefekkür etmeye özen gösterirler. Fakirlere yardım etmek, hoşgörü ve tevazu sahibi olmak, günahlardan kaçınmak, kâmil biri olmak için gayret göstermek Kâdirilikte önem verilen ilkelerdendir.

Nakşibendilik

Bahauddin Nakşbend (Buhara,öl: 1389) 15.yy da İstanbul’da yayıldı. Nefsin kötü isteklerinden arınma, tövbe etme, ibadet zikir marifet tefekkür ve nafilelerle Allah’a yakınlaşma ve dini yaşayıp güzel ahlaklı olma temel ilkeleridir.

Soru-2 Aşağıdakilerden hangisi Türkiyedeki tarihi Tasavvufi oluşumlardan birisi değildir?

A Yesevilik B Mevlevilik C Nusayrilik D Bektaşilik

Konu-3 Mevlana-Mevlevilik neden insanlık çapında popülerlik kazanmıştır?

Mevlana Celalettin Rumi (Horasan, Konya,öl:1273) Selçuklulardan itibaren dini sohbetler, zikir meclisleri ve bazen Sema yapılması ile ön plana çıktı. Şems-i Tebrizi ile ilahi aşk üzerine sohbetleri ve manevi sır dostlukları ünlüdür. Mevlâna birçok eser yazmıştır. Divan-ı Kebir,
Mesnevi, Fîhi Mâfih bunlardan başlıcalarıdır.

Mevlaya Vuslat-Allaha kavuşma (Şeb-i Arus-Ölüm düğün gecesi)

İnsana hoşgörü (Gel kim olursan ol yine gel tövbeni bozsan da gel) iki önemli temel esastır.

Ney. Mevlana’da kamil insanın, insana Mevlanın ruh üfleyişinin ve Ruhun aslını özleyişinin ifadesidir. Sazlığının özlemiyle ebed bekleyişiyle inler durur o. Ney çalana neyzen denir.

Sem’a. İşitmektir, kendini, sonra O’nu dinlemek.

Kendini unutup Kainatın ve insanın oluşumunu düşünerek dönmek, döndüğünü unutup Aşk’ı bulmak, Kamil insanlığa ulaşmaktır. Sema yapan Semazenlerin bir elleri Hakk’a açıktır diğer elleri Halka-insana açık. Ayağın biri yerdedir diğeri gezer durur bir pergel gibi evrende. Dönenlere Semazen denir.

Mevlevilik düşüncesi her şeyden önce insan sevgisine dayanır. Mevlâna’ya göre Yüce Allah insanı yaratmış, ona kendi ruhundan üfleyip can vermiştir. Dolayısıyla insan, Tanrı’dan iz taşıyan, onun eseri olan değerli bir varlıktır.

İnsanın Yaratıcısını bulması için, nefsini bir kenara bırakıp benlik duygusundan sıyrılması gerekir. Mevlevilik düşüncesine göre evrendeki canlı ve cansız bütün varlıklar Allah’ın eseridir.

“Âlemden maksat insandır.” Yüce Allah, insanı yeryüzünde kendisinin halifesi seçmiştir. Onu üstün vasıflarla donatmış, böylece insana ayrı bir değer verdiğini göstermiştir. Bundan dolayı da insanı sevmek,
ona saygı duymak gerekir. Mevlâna görüşü, düşüncesi, inancı ne olursa olsun herkese sevgiyle yaklaşılması gerektiğini belirtir.

Soru-3 Hangisi yanlış eşleştirme değildir?

A Sema-Şiilik B Semah-Alevilik

C Semah-Mevlevilik D Sema-alevilik

Soru-4 Mevlevilikteki “Vuslat” kavramı ne anlama gelir?

A Kavuşmak B Gurbet C Ayrılık D Doğmak

Soru-5 Mevlevilikte sağ el hakka sol el halka açık şekilde etraflarında dönen mevlevilere ne isim verilir?

A Semazen B Neyzen C Sema D Semah

Konu-4 Alevilik-Bektaşilik hangi inanç, ilke ve uygulamalarıyla ön plana çıkmıştır?

Hadis: “Size iki şey bıraktım, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece asla doğru yoldan sapmazsınız: Allah’ın kitabı ve ehl-i beytim.”Müslim Fezailü’s-Sahabe, 3; Tirmizî, Menakıp, 31, 32, 77

Kur’an’da Ehl-i beyt, ev halkı anlamına gelir. Hûd/73; Kasas/12

Peygamberimizin kızı Hz.Fatıma, damadı ve amcasının oğlu Hz.Ali, torunları Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin‘den oluşur.

Alevi: Ali’ye mensup, Ali’ye ait, Ali’yi seven ve Ali’ye ve Ehl-i Beyte bağlı olan kimse demektir. Terim olarak Peygamberden sonra Halifeliğin Hz.Ali’nin hakkı olduğuna inananlar için kullanılmıştır. Ehl-i Beyt Hz.Ali, Hz.Fatıma Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin’den oluşur.

Bektaşilik: Hacı Bektaşi veli (Nişabur,öl:1271) tarafından kuruldu. Ehl-i Beyt sevgisi esas alındı.

Eseri Makalatta İman ibadet ve ahlakı işledi ayet ve hadisleri açıkladı. Ahmet Yesevi öğretilerini de anlattı ve hoşgör üzerinde durarak Anadolu’da birliğe katkıda bulundu. Pek çok alevi ozanına mürşidine önderlik yapmış alevileri toparlamıştır.

Balım Sultan (1516) ile bugünkü şeklini almış XV-XVI. Yy da yeniçerdie etkin olmuştur.

Alevilikte Birlik dostluk kardeşlik, Eline beline diline (iki Hadiste geçer) sahip olma, ibadet ve ahlak dışı davranışlardan uzak kalma önemli esaslardır. Hz.Ali’nen Nehc’ül-Belaga isimli eseri etkili olmuştur.

Muharrem Kerbela Aşure: Hz.Hüseyin ve ailesi Hicri takvimin ilk ayı olan Muharrem’in On’unda şehit edilmiş bu ay matem ayı olmuştur.

Aleviler bu ayda 3 gün oruç tutarlar. Oruç tutarken eğlence yapılmaz susuz kalınır ağıtlar yakılır. Oruç bitiminde aşure pişirilir şükran kurbanı kesilir. (Aşure Hz.Nuh’un tufan sonrası yiyecekleri toplayıp bir kazanda kaynatmasıyla olmuştu)

Cem – Cemevi.- Semah

Cem toplanma demektir Alevi Dede öncülüğünde Cuma akşamları, Cem evinde bir araya gelinir. Farklı yer ve zamanlarda farklı cem’ler yapılır; Aleviliğe giriş, küskünlerin barışması, iki ailenin kardeş olması, hesap verme ruhen temizlenme ve ölenin ardından razılık alma, alevilik kurallarına uymayanın cezasını-düşkünlük kaldırma cemleri.

Cem’lerde Dede konuşması, çerağ yakma, post serme, razılık alma, küsleri barıştırma, sazla deyiş söyleme, semah yapma, secde yapma, kurban lokması alma, dua etme uygulamaları yapılır.

Semah saz ve nefes eşliğinde kadın erkek kanat çırpıp uçar gibi dönerek yapılır. Anlamı nefsin kötülüklerinden arınıp birlik içinde Yaratıcıya ulaşmaktır.

Musahiplik

Sohbet arkadaşlık, Dede huzurunda dua ile onaylanan aile kardeşliği demektir. Denk aileler seçilir ve aileler hayat boyu birbirlerini kollarlar. Medinede Ensar Muhacir kardeş olduğunda Peygamberimiz Hz.Ali ile kardeş olmuştu.

Nusayrilik

ibn-i Nusayr en-Nemiri (öl:883)

Hatay, Adana, Mersinde. Kuran, Sünnet ve Ehl-i beyt görüşlerini kendilerince yorumlar. İrandaki Şiiler gibi Tevhid, adalet, Nübüvvet, İmamet, Velayet, Mead inanç esaslarıdır.

Kurban Ramazan dışında 3 bayramları vardır. Gadir Hum (Hz.Ali Halife), Feraş (Hz.Ali Peygamber yatağında) ve Mubahale (Hristiyanlarla yeminleşmede Ehl-i Beyt) inanışları vardır.

Birlikte Yaşama ve Hoşgörü Kültürü

Farklı inanç fikir kültür ve geleneklere sahip kimseler birbirlerine saygı gösterip birlikte yaşayabilmeli taassuba düşmemelidir.

Ayet:Sizi tanışmanız için kavim ve kabilelere ayırdık (Hucurat,13) Medine anlaşması örneği. Mevlana: Gel!

Hacı Bektaş Veli: 72 millete aynı gözle bak! Kimseyi ayıplama! Yunus: Yaratılanı hoş gör yaratandan ötürü.

Soru-6 Semah hangi inanış ve kültürde uygulanır?

A Alevilik B Mevlevilik C Kadirilik D Nusayrilik

Soru-7 Ehl-i Beyt nedir?
A Peygamberin Ashabı B Peygamberin akrabaları
C Peygamberin ev halkı D Peygamberin ümmeti

Soru-8 Alevilikte” Müsahiplik” ne demektir?

A İki can duası B İki yolcu sohbeti

C İki komşu dostluğu D İki aile kardeşliği

Soru -8 Hangisi Ehl-i Beytten sayılmaz?

A Hz.Ali B Hz. Ebu Bekir C Hz.Fatıma D Hz.Hüseyin

Konu-5 Barış İçinde Yaşamak neden Bir İhtiyaçtır?

İnsanların farklı coğrafyada kültürde renkte dilde olması:

AYET: “Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O’ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır.” Hucurât suresi, 13

Peygamberler insanlar arasında huzur barış ve güven bozulduğunda irşad ve ıslah etmek için gönderilmiştir.

Peygamberler tarihi incelendiğinde insanlığın inançlara baskı yaptığı inanca zorladığı aksine davrananlara işkence uyguladığı, işgallerle katliamlar yaptığı, güçlünün yoksulları ezdiği sömürdüğü zulüm yaptığı ve ahlaksızlıklara boğulduğu görülecektir.

Hz.Musa Firavun zulmünden israiloğullarını kurtarmak için 40 yıl çölde kalmış, Hz.İsa ve ilk Hıristiyanlar takiplere işkencelere maruz kalmıştır. Hz.Muhammed’in geldiğinde Mekke’nin durumu bilinmektedir.

Son asırlarda insanlığın savaşlarda yok edilmesinin sebepleri olarak da ırk, güç ve ekonomik çatışmalar olarak karşımıza çıkacaktır.

İnsanlığa BARIŞ GETİREN zulümleri önleyen PEYGAMBERLER ve DİNLER olmuştur.

Günümüzde İslam dünyasında gözlenen çatışmaların siyasi, ekonomik, tarihi, coğrafi konumdan, konumlarını bu konuma göre konuşlandıran dış dünyadan ve özellikle Kur’an’ı İslamı yanlış anlama ve yorumlamadan kaynaklanan farklı sebepleri vardır.

Bugün dünyada zulümler İslam dünyasında catışmalar kanlar önlenemiyorsa, çağa göre felsefesi yapılamayan Kur’an ve Sünnetin, ilahi orjinine uygun anlaşılamaması ve yorumlanamamasından; anlayanların da çıkarlarını ve yöresel taleplerini aşamamasından, aşanların da evrensel boyutta hasbi yaşayamamasındandır.

İSLAMIN kelime anlamı BARIŞ demektir. SİLM kökünden gelir.

SELAM, Allah ismidir. SELİM, SELAMET, MÜSLÜMAN aynı kökün (s-l-m) türevleridir.

“Selam!” ya da “Selamün aleyküm!” diyen insan, Allah’ın güzel ismiyle söze güzel başladığı gibi sulh barış emniyet ve güven dilek ve duruşunu göstermiş olmaktadır.

Soru-9 “İSLAM-SELAM” kavramlarının içerdiği anlam nedir?

A Başarı zafer B Bereket Bolluk C Sağlık afiyet D Barış güven

Konu-6 İslam’ın Barışa ve Birlikte Yaşamaya verdiği önem nasıl anlaşılır?

Ayet: “Ey iman edenler! Hep birden SİLM’Ebarışa girin. Sakın şeytanın peşinden gitmeyin. Çünkü o, apaçık düşmanınızdır.” Bakara/208

Ayet: Sulh (daima) hayırlıdır...” Nisa/128

Ayet: “Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allah’a tevekkül et, çünkü O işitendir, bilendir.” Enfal/61)

Ayet: “Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi âdil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu, Allah saygısına daha çok yakışan (bir davranış) tır. Allah’a isyandan sakının. Allah yaptıklarınızı hakkıyle bilmektedir.” Maide/8

BARIŞÇI BİR MÜSLÜMAN NASIL OLUR?

Hadis: “Müslüman, elinden ve dilinden diğer insanların güvende olduğu kimsedir.” Müslim,İman,69

Hadis: “Birbirinizi kıskanmayın, birbirinize küsmeyin, kin beslemeyin ve sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümanın kardeşini 3 günden fazla terketmesi haramdır” Riyâzüs Sâlihîn, C 1, s. 409

Soru-10 Yukarıdaki ayet ve hadislerden yola çıkarak, aşağıdaki hangi anahtar kavramların, toplumsal ve evrensel açıdan örnek Müslüman profilini ortaya koyabileceğini düşünürsünüz?

A Adalet barış cömertlik affedicilik
B Adalet barış güven hoşgörü
C Barış sabır iyilik hoşgörü
D Barış adalet sevap ziyaret

Konu-7 Bir insanı öldürmek neden bütün insanları öldürmek gibidir?

Ayet: “Kim bir mümini kasden öldürürse cezası, içinde temelli kalacağı cehennemdir. Allah ona gazabetmiş, lanetlemiş ve büyük azab hazırlamıştır.” Nisa/93

Ayet: “Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur.” Maide/32

Bu ayetin sınıfta öğrenci yardımıyla müzakeresi

1-Nimet ve nikmet makamların azametiyle doğru orantılı büyür.
Allah’ın emrini çiğneyen büyük cürüm işlemiş olur. Zira makam büyüdükçe ihsanları kadar ihtarlarının, mükafatı kadar cezasının da büyümüş olması iktiza eder.

2-Bir can alan pek çok canı yakmış olur. Ölenin çevresini eleme boğmuş kimine kan ağlatmış kimini dul kimini yetim bırakmış olur.

3-Bir can bin can potansiyelindedir; bir Adem binler Adem demektir. Bir cana kıyan, o candan gelecek canlar silsilesine de kıymış, kaderin yaratılış amaç ve sınırsız gaye prensibine büyük saygısızlık etmiş olur.

4-Bir tek can bile bir kainattır tek başına. Çünkü koca kainat o bir tek can icin Adem için inşa edilmiştir. O can kainatın çekirdeği küçük alemdir. Suya atılan taşın oluşturduğu merkezdeki en yakın minik halka, dıştaki en büyük halkadan daha küçük ve değersiz sayılmaz. Bu açıdan bir can kıyımı bir kainat yıkımı demektir.

5-Bir can binler Esma’ya aynadır, tecelligahtır. Ve sınırsız alemden gelmiş sonsuz aleme gidecektir. Cana kıymak sınırsız Esma’dan onu adeta koparmak ve o ruhun ilgili olduğu sınırsız alemlere karşı bir cinayet gibidir.

6-Bir cinayet, kainattaki bütün varlıkların işaret ettiği sayısız şahitleri red ve inkar anlamına gelir.
Bir cinayet, bir şahidi ortadan kaldırmak, O SONSUNZ’A şehadeti tezyif ve inkar etmektir. Bir cinayet binler milyarlar şahidi de ortadan kaldırmak tahkir ve iptal etmek demektir. Zira O, o kadar ayan beyan VAR ki; sayısız varlık da O’nun varlığına şehadet etmektedir.
Bir cinayet kainat çapında şahitleri ortadan kaldırmak en önemlisi de o ölmez susmaz O’ndan başkasıyla itminana ermez haliyle sınırsız vicdanları susturmak gibidir.

7-Konunun psikolojik sosyal kültürel ve tarihi yönleri de irdelenebilir.
Bir cinayet bazen komşuları ve akrabaları bazen de köyleri birbirine düşürebilir ve KAN DAVALARINA yol açabilir devletleri ve insanlığı bile savaşlara sürükleyebilir. 1.Dünya savaşının sebebinin Avusturya-Macaristan veliahtının öldürülmesi olduğu kaydedilir.

Soru-11 “Bir can alan bütün insanları öldürmüş gibidir” Ayetteki bu değerlendirmenin sebebi ne olabilir?

A Canı Allah verdiği için
B Ölenin Çocuğunu yetim bıraktığı için
C Kötü örnek olduğu için
D Bir insan kainat değerinde olduğu için

Konu-8 Peygamberimizin bir ŞEFKAT NEBİSİ ve BARIŞ ELÇİSİ olduğu nasıl anlaşılır

Ayet: “Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.” Tevbe/128

Hadis: “Bir namazı kıldırırken birden hızlandı kısa okuyarak selam verdi, sonra da dönüp: “Annesi şu ağlayan yavrucakla ilgilensin!” Buhari, Sahih, 1/250, Müsned, 3/109

Hadis: “Peygamberimiz devesine fazla yük yükleyen sahibini uyarmıştır.” Ebu Davud, Cihad 47

Hadis: “Ağaçtan yavru kuşu alan kişiye: “Sen annenden yuvandan ayrılmak ister misin?” diye sordu. “Hayır!” yanıtını alınca, “O yavrunun da acı çeken annesi var onu yuvasından ayırma?” buyurdu. Ebu Davud, Edeb, 176

Hadis: Resûlüllah Efendimiz (s.a.s.), ihtilafa düşen tarafların kendisine müracaatını beklemeden bizzat kendisi onları çağırarak barıştırmıştır. Meselâ, Kuba halkının birbirlerine taşlarla hücum ettiklerini duyunca, “Onları bize getirin, barıştıralım, aralarında sulh yapalım” buyurmuştur (Buharî, “Kitabü’s-Sulh”, 1

Hadis: “Pazartesi ve Perşembe günleri, Müslüman kardeşi ile arasında kin, düşmanlık ve kızgınlık bulunanlar hariç, Allah’a ortak koşmayan herkesi affetmek için Cennet kapıları açılır. Sonra Cenabı Hak şöyle buyurur: Bu iki kişi anlaşıp barışana kadar bekleyin.” Müslim, “el-Birr ve’s-Sıla”, 11

Soru-12 Şefkat ve merhamet konusunda hangi yaklaşım şekli Dinimizin temel değerleriyle örtüşmez?

A Kötülük yapanlara bile hayır duası yapmak Müslümanın güzelliğindendir
B Bir çocuğa merhamet göstermek sevap arttıran nafile ibadetlerin önüne geçebilir
C Adalet daima merhameti geçer, kötülük asla merhametle önlenemez
D Kibir ve kin dolu, merhamete kapalı kalpler için cennet kapıları da kapalı olur

Konu-9 Peygamberimizin Mekke dönemi Şefkat ve Barış uygulamalı nelerdir?

PEYGAMBERLİK ÖNCESİ MEKKE DÖNEMİ

Çevresi Peygamberimize “Muhammedül Emin” ismini vermişti. Çünkü 40 yıl boyunca çevresine her söz ve davranışıyla tam bir güven ve huzur vermiş barış insanı olduğunu yaşayarak göstermişti. Peygamberimiz söyleyen önemlisi söylediğini yapan yaşayan, bilfiil temsil edendir.

Gençliğinde madur ve muhtaçlara yardım adına “Hılfül Fudul” (Erdemliler sözleşmesi) denilen bir oluşumda gönüllü çalışmıştı.

Kabe hakemliğinde, savaş çıkarmak üzere olan Mekke reislerine çözüm üretmesi sulhta buluşturması da Barış adına tutumunu göstermektedir.

Hira sükuneti: Ayrıca toplumdaki insanlık dışı davranışları yok etme amaçlı organize bir mücadeleci örgütlenme çalışması yerine, bireyselliğe ve tefekküre dönük Hira mağarasına gelip gitmeleri de, Peygamberimizin hiç bir adımını sulh ve barış dışında bir amaçla atmadığının göstergesi olmalıdır.

PEYGAMBERLİK SONRASI MEKKE DÖNEMİ

İlk üç yıl gelen ayetlerin, evlerde sayılı kişilerin gizlice bir araya gelmesiyle etüd edilmesi, toplum içine çıkıp alenen inanç ilanı ve gövde gösterisi yapılmaması, kaos fitne ve çatışmaya karşı sükunet ve mütevazi yolun yaşanması barış taraftarlığının ifadesidir.

Peygamberimiz, alay hakaret ve işkence gördü mukabele etmedi.

Yakın arkadaşlarını katlettiler mukabele ettirmedi.

İnanan birinin kelime-i şehadeti slogan şekilde haykırmasına da izin vermedi.

İki Habeşistan hicretiyle insanların hem canlarını kurtardı hem de muhtemel çatışmaları önlemiş oldu.

İki Akabe biatıyla ayrı bir sulh girişiminde bulundu Peygamberimiz. Medine’den gelenlerle diyalog kurdu dostluk oluşturdu.

3 yıllık boykot yıllarına sabır müstesna bir barış duruşudur.

Ve eşini amcasını kaybetmesine rağmen sulh insanı olarak Taif’e gidişi.

Sonunda yerde şefkat ve barış soluklayan O insana Miraçla gök kapıları açıldı.

İnsan evini köyünü memleketini zor terkeder. İnsanlığın barış ve huzuru adına Peygamberimiz 53 yaşında adeta ülkesini terk etmiş gibi oluyordu.

Soru-13 Peygamberimizin barışa yönelik hangi davranışı Mekke dönemine ait değildir?

A üç yıl bir bölgede kuşatma-boykot altında tutulmasına sabretmesi
B Habeşistana iki hicret yaptırması
C savaşan iki kabile arasında sulh yaptırması
D Akabe biatlarında çevresiyle inanc merkezli dost ilişkisi kurması

Konu-10 Peygamberimizin Medine dönemi Şefkat ve Barış uygulamaları nelerdir?

MEDİNEYE HİCRET EDİNCE

En önemlisi kendine kişisel rahat bir yaşam kurma yoluna girmedi. Yaşatmak için yaşadı. Kendini değil başkasını yaşadı. Evine giren eline değen servetler, anında başka evlere gidiyor el değiştiriyordu. Halka şefkati ve barışı gösterme halkı gibi yaşamaktan geçiyordu.

Yahudilerle, Kabilelerle barış anlaşması yaptı.

Savaşan Evs ve Hazrec kabilelerini barıştırdı.

Ensar ve Muhaciri kardeş ilan etti.

Hudeybiye’de aleyhte şartlara rağmen Müşriklerle barış imzaladı. Hudeybiye sulhun bozgunculuğa galebesidir. Hiç bir zaman imzaladığı bir anlaşmayı bozan taraf da olmadı.

Bedir Uhud Hendek gibi savaşlarda şefkat Rahmet stratejisi

Peygamberimiz hiç bir zaman saldırı savaşı yapmadı kendini savaşmak için gelenlerin karşısında buldu; savunmada kaldı ve en az insanın zarar görmesini sağlayan taktikler uyguladı. 10 yıllık Medine döneminde savaşlarda toplam 250 ölü vardır. Hiroşimada ise bir bomba ile 250 bin ölü.

Ve günümüz dünyasında günlük aylık yıllık ölüm blançoları!..

İnsanlık savaş tarihinde örnekleri çokça görünen asimile etme soykırımı yapma kamplarda esir yok etme eyleminde bulumak şöyle dursun, okuma yazma karşılığı esirlerin serbest kalması, hayvanlara, yeşilliklere bile dokunmama gibi uygulamaları insanlığa göstermiştir.

Peygamberimizin, Necranlı hıristiyanlarla yaptığı anlaşma metni

“Onların mallarına, canlarına, dinî hayat ve tatbikatlarına, hazır bulunanlarına, hazır bulunmayanlarına, ailelerine, mâbetlerine ve az olsun çok olsun onların mülkiyetlerinde bulunan her şeye şâmil olmak üzere Allahın himayesi ve Resulullah Muhammedin zimmeti Necranlılar ve onlara bağlı etraftakiler üzerine bir haktır .

Hiçbir piskopos kendi dinî vazife mahalli dışına , hiçbir papaz kendi papazlık vazifesini gördüğü kilisenin dışına, hiçbir rahip, içinde yaşadığı manastırın dışında bir yere alınıp gönderilmeyecektir… onlar ne zulmedecekler ve ne de kendileri zulme uğrayacaklardır. Onlar arasında hiç kimse, bir başkasının işlediği suç ve yaptığı haksızlıktan mesul tutulmayacaktır” Hamidullah, İslam Peygamberi, (Tercüme Salih Tuğ). 1,622

Soru-14 “Muhacir-Ensar” kavramlarına uygun düşen seçeneği işaretleyiniz?

A Medineli yardım edenler-Mekkeli göç edenler
B Mekkeli göç edenler-Medineli yardım edenler
C Medineli göç edenler-Mekkeli yardım edener
D Mekkeli yardım edener-Medineli göç denler

Soru-15 Hangisi Dinimizin ve Peygamberimizin kan dökücü ve savaşcı olmadığını gösteren uygulamalardan biri değildir?

A Uhud savaşında sırtlarını dağa vererek ilk çatışma sonrası yukarı çekilerek devamı önlenmiştir
B Hendek savaşında kazılan derin hendek sayesinde savaş yapılması önlenmiştir
C Bedir esirleri öldürülmemiş köle olarak satılmış okuma yazma öğretme karşılığı serbest bırakılmıştır
D Mekkeye savaşmadan girilmiş genel af ilan edilmiş sadece Hamzayı öldürene ceza uygulatılmıştır

Soru-16 Peygamberimizin barışa yönelik hangi davranışı Medine dönemine ait değildir?

A Evs ve Hazrec kabileleri arasında barış anlaşması yaptırması
B Üç yıl boyunca gizli davetle Vahyin öğretilmesi
C Yahudilerle barış anlaşması yapılması
D İnsanları bir araya gelip sosyalleşebilecekleri mescid yaptırması

Soru-17 Hangisi Peygamberimizin kendi toplumuna ve inanç çevresine yönelik olarak uyguladığı tarihi barış uygulaması sayılabiir?

A Ensar Muhacir kardeşliği
B Yahudilerle yapılan anlaşma
C Hıristiyanlarla yapılan anlaşma
D Çevre kabilelerle yapılan anlaşma

Konu-11 Peygamberimizin Mekke Fethindeki Şefkat ve Barış uygulamaları nelerdir?

MEKKEYE DÖNÜNCE Barış ve Genel af ilan etti. Kabe ve belli mekenlara sığınanlara dokunulmazlık sağladı. Kaçan insanlara bile güven telkin edip dönmelerini sağladı onları kazandı topluma kazandırdı.

Bu sefer kendi isteğiyle köyünü bırakıp Medine’ye giderken de, arkada kendi adamını değil Mekke’nin yerlisi birine idareyi devretti.

Veda hutbesiyle 14 asır evvel evrensel insan hakları ve barışı için temel ilkeleri miras bıraktı:

Veda hutbesinde evrensel barış

“İnsanlar! bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl bir mübarek şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınızda öyle mukaddestir, her türlü tecavüzden korunmuştur Müslüman Müslüman’ın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler. Bir Müslüman’a kardeşinin kanı da, malı da helal olmaz.”

“Ey insanlar! “Rabbiniz birdir. Babanızda birdir. Hepiniz Ademin çocuklarısınız. Adem ise topraktandır.Arabın arab olmayana arab olmayanında arab üzerine üstünlüğü olmadığı gibi kırmızı tenlinin siyah üzerine siyahında kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur.Üstünlük ancak takvada, Allahtan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız Ondan en çok korkanınızdır.”

Peygamberimiz hayatı boyunca hep bir sulh insanı olarak yaşadı.

Ayet: “Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allah’a tevekkül et, çünkü O işitendir, bilendir.” Enfal/61)

Soru-18 Peygamberimizin Veda hutbesinde hangi konudan bahsedilmemiştir?

A Artık Cahiliye adetlerine dönülmeyecektir
B İnsanların malı canı kanı ırzı birbirine haramdır
C Peygamber mirası taksim edilecektir
D Kadınlara değer verilecek hakları korunacaktır

Soru-19 ‘Peygamberimizin Evrensel barış Nebisi olduğunu gösteren örneklerden birisi değildir’ diyebileceğiniz ifadeyi belirleyiniz?

A Peyamberimiz bütün baskılara dayanmış şiddetten kaçmış hicret yolunu seçmiştir
B Peygamberimiz můşrik hristiyan ve yahudilerle barış anlaşmaları yapmaktan kaçınmamıştır
C Peygamberimiz aleyhte ağır şartlara rağmen Hudeybiye anlaşmasını kabul etmiştir
D Peygamberimiz Mekke fethinde katliam yapmamış af ilan etmiş sadece amcasının katiline hak ettiği cezayı uygulatmıştır
E Peygamberimiz savaş açmamış savaş açanlara savunma ve kan döķmemeye yönelik taktikler uygulamıştır

Konu-12 Zorunlu Olmadıkça Savaş neden Bir İnsanlık Suçudur

Ayet: “Size karşı savaş açanlarla siz de ALLÂH yolunda savaş açın. Fakat haksız yere saldırmayın. Sakın aşırı gitmeyin muhakkak ki ALLÂH haddi aşanları sevmez Sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla orada savaşmayın, fakat sizi öldürmeye kalkışırlarsa siz de onlarla savaşın.” Bakara/190,191

Ayet: “Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allah’a tevekkül et, çünkü O işitendir, bilendir.” Enfal/61)

Ayet: “Bir kötülüğün karşılığı, aynı şekilde bir kötülüktür. Ama kim affeder ve barış yaparsa, onun ecri Allah’a aittir. Doğrusu O, zulmedenleri sevmez.” Şura/40

Hadis:Düşmanla karşılaşmayı arzu etmeyiniz. Karşılaştığınız zaman da sabredin ve karşı koyun.” Riyâzüs Sâlihîn, C 2, s.559

Soru-20 Anlamı barış olam İslam Dininde hangi savaş ilkesi doğru görülmez?
A Karşı taraf savaş açarsa sabırla savunulur
B Savaşmak için düşman aranmaz üretilmez
C Savaşan karşı tarafa fazlasıyla zarar verilir
D Karşı taraf barış isterse geri çevrilmez

Genel içinde yayınlandı | Yorum bırakın

cepdersdin lise üniteler sesli anlatım

cepdersdin 12.SINIF ÜNİTELERİ SESLİ ANLATIM
https://www.youtube.com/channel/UCPk9k7qLYbLXJwCO0jg9VLw










11.SINIF ÜNİTELERİ SESLİ ANLATIM









10.SINIF ÜNİTELERİ SESLİ ANLATIM









9.SINIF

Genel içinde yayınlandı | Yorum bırakın